TÜRSAB kongre değerlendirmeleri
Raşit Araz
Yazara ileti
01.12.2007
10-11 Kasım 2007 tarihinde, İstanbul'da yapılan TURSAB genel kurulu sonucu
TURSAB'ın yeni yönetimi oluştu. Seçilen yönetim kendi arasında görev
bölümü yaptı. Buna göre Başkanlığa Başaran Ulusoy, 2. Başkanlığa Talha
Görgülü, Genel Sekreterliğe Günnur Özalp, saymanlığa Feyyaz Yalçın,
üyeliklere ise Alper Maçkan, Burak Tonbul, Bülent Katkak, Mehmet Hikmet
Selçuk, Nesrin Göçhan getirildi. Yeni Denetim Kurulu,
başkanı Nebil Çelebi, üyeleri; İsmail Baki Özarslan, Semih Ulu, Disiplin
kurulu, başkanı Halit Cura, üyeleri; Veli Terzi, Musa Alioğlu olarak
seçildi.
Peki, bu seçimlerin ardından neler söylenebilir?
Öncelikle beklenen oldu diyebiliriz. B. Ulusoy TÜRSAB'da bugüne kadar
girdiği hiçbir seçimi kaybetmemiştir. Bu son seçim hariç, diğer bütün
seçimlerde aşağı yukarı aynı oy sayısı ile seçilmiştir. Bu genel kurulda,
salonda diğer genel kurullardan daha fazla, görülmeyen, hissedilmeyen 500
civarında üye vardır. Ancak önümüzdeki seçimlerin yeni yasaya göre olacak
olması B. Ulusoy dönemini sona erdirecektir. B. Ulusoy'da artık yeniden
aday olmayacağını, tarafsız bir gözlemciler heyetinin olacağı bir seçimden
galip çıkamayacağını bilmektedir.
Gene bu seçimlerin ardından B. Ulusoy'un "One Man Show" unun devam
edeceğini söyleyebiliriz. İktidar yalakalığı, yüzeysellik, olayları
pragmatist açıdan değerlendirme ve temsil ettiği kitlenin çıkarlarını
değil, dinsel ya da siyasi nedenlerle bağlı olduğu çevrelere destek
sağlama anlayışı devam edecektir. Ülke turizmi daha da ucuzlatılacak,
tekellere peşkeş çekilecek, daha önceki dönemden farklı hiçbir şey
olmayacak. Olan B. Ulusoy'a oy verenlerin de dâhil olduğu küçük acentelere
olacak, olan turizme dişiyle, tırnağıyla emek veren seyahat acentelerine
olacak.
TÜRSAB'ı kendi kimliğinin ötesine taşıyan bir anlayış on yıllara varan bir
süredir hâkimiyetini devam ettirmekte. Bu anlayışın bu kadar süredir
yalanlarla, talanlarla, tehditlerle iktidarına devam etme sebebi ise ne
yazık ki gene acentecilerdir. Her zaman sırtına semer vuracak bir "sahip"
arayan, kendi günlük çıkarları için orta ve uzun vadeli çıkarlarını
göremeyenler, güç odaklarına yakın olabilmek için bu çete reislerine taviz
verenler ne yazık ki gene biziz. Bizi kendi kendimizi kullanarak yok
ediyorlar. Bilindiği gibi elması kesmek için elmas tozu kullanılır.
Küçülmekten, yoksullaşmaktan, yok olmaktan şikâyet ediyoruz ama bizi bu
hale getirenlere oy vermeye devam ediyoruz. Buna itirazımız yükselmediği
sürece bu harami düzeni devam edecektir. Bugün 4500 ten 1500 e düştük,
yarın 1500den 500 e düşeceğiz. Haramilere oy vermek bizi kurtarmaya
yetmeyecek. Bizi kurtaracak tek güç kendi örgütlü birlikteliğimiz
olacaktır.
Kendi kişisel çıkarları, uluslararası tekellerin çıkarları ve tarikat,
tekke ve zaviyelerin çıkarları için bir araya gelmiş güruha karşı
gelinmediği, bunlara karşı mesleği, meslektaşlarını temsil etmeyi, onların
çıkarlarını savunmayı hedefleyen, çağdaş bir alternatif oluşturulmadığı
sürece bizim sırtımıza daha çok semer vurulur sevgili dostlarım.
"Söylemeye dilim de varmıyor ama,
Kabahatin çoğu sende canım kardeşim"