Yazıyı tavsiye et


Güzelyurt ilgi bekliyor


Şafak KURU
safak@safakturizm.com

Güzelyurt

04.09.2006

Şafak KURU Aksaray'ın şirin ve turistik ilçesi Güzelyurt (Gelveri)ilgi bekliyor.

Kalkınmada birinci önceliğin Turizme verildiği Aksaray'da turizmi geliştirmek için yoğun çalışmalar yürütülürken Güzelyurt'un tanıtılması da bir zorunluluk olarak kendisini gösteriyor

Bir zamanlar Gelveri olan beldenin adı 1965 yılında Güzelyurt’a çevrilmiş ve 1989 yılında Aksaray’ın il oluşuyla birlikte ilçe olmuştur.

Aksaray'a35, Niğde'ye 80 ve Nevşehir'e 70 km mesafede yer alanGelveri’deki yaşam hakkındaki ilk kesin bulgular Hıristiyanlıkla beraber başlarken kazılarda bulunan obsidiyen ve çanak çömlek parçaları yörede yaşamın Paleolitik çağda varolduğunu kanıtlar.

Antik çağda adı Karballa, daha sonra Gelveri olan Güzelyurt, paleolitik çağdan beri insanlara yurt olmuş, halen ilçe önemli bir neolitik (M.Ö 6500–5000) yerleşim merkezi üzerine kurulmuştur.

Bu bölge Eti, Hitit, Pers, Kapadokya krallığı, Eski yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı medeniyetlerine beşiklik yapmıştır.

M.Ö. 2000’den itibaren bölgede Hititler’in yaşadığını Güzelyurt içerisinde, Sivrihisar yolu üzerinde yer alan “Kulaklı Tepe”de iki kale kalıntısı ve “Analipsis Tepesi”’indeki kilisenin üzerine oturduğu duvarlardan anlıyoruz. Yine Mamasun Baraj Gölü çevresinde, Hitit yazıtları ve kabartmaları vardır.

Güzelyurt’un da yer aldığı bölge M.Ö. VI. yy. da Pers İmparatorluğu'na katılmıştır. Bu dönemde, zaten var olan Feodal sistem daha da gelişmiş, köle satışı hızlanmış, bir yandan da bölgede Pers Ateşgedeleri görülmeye başlanmıştır. Persler, Kapadokya insanını kültürel ve dini açıdan öylesine etkilemiştir ki halk, Büyük İskender’ in bölgeyi işgalinde, İskendere boyun eğmeyerek Pers soylularından birini kral kabul etti, M.Ö. 332 yılında Kapadokya krallığını kurdu. Bu dönemde halk siyasi olaylarda da daima Persleri desteklemiştir.

Hititlerin çok tanrılı dininden sonra, bu yıllarda ateşe tapmayı ve Tanrıya inanışı birleştiren “İpsistaryo" dini ortaya çıktı. Bu din büyük toprak faaliyetleri arasında rağbet gördü . M.Ö. 17. yüzyılda bölge Roma İmparatorluğu topraklarına katıldı fakat herbiri aynı zamanda bir kral olan dini lider (rahip)lerin yönetimi M.S. 2. yy.’a kadar azalarak da olsa devam etti.

Bu sıralarda köle muamelesi gören halk arasında St. Paul’un bölgeye getirdiği Hıristiyanlık hızla yayılmaya başladı. Hıristiyanlık ilk yıllarda büyük tepki gördü. İmparatorlukça resmi din olarak kabul edilinceye kadar bu dine inananlar öncelikle Güzelyurt ve çevresi, Ihlara Vadisi, Peristrema Vadisi, Soğanlı gibi yerlerde saklanmıştır.

Zaman içinde Hıristiyanlık bu bölgede de Pagan dini ve Pers kökenli geleneklerden etkilenerek yeni bir anlayışa dönüştü. Tarihin başlangıcından beri çok değişik Kültür ve dinlerin geçişine sahne olan bölgede bu durum kaçınılmazdı.

Güzelyurtlu Gregorius Teologos ve Kayserili Basilus, birlikte ortaya koydukları fikirlerle zaman içinde Ortodoks mezhebinin kurucuları durumuna gelmiş, buna bağlı olarak da ilk manastır hayatı Güzelyurt’ta başlamıştır.

İmparator Teodosius'ça Güzelyurt’ta 385 yılında Gregorius Teologos adına bir de kilise yaptırılmıştır. Oğul Gregorius, 329 yılında “Arianzos” adı verilen çiftlikte doğmuştur.

VIII. ve IX. yüzyıllarda Müslüman Araplar, Bizans üzerine yaptıkları akınlar sırasında torosları, Kilikya geçidinden aşarak Melendiz ovasına iniyordu.

Arap yol haritalarında Güzelyurt (Qualuari) Melendiz ovasında bir istasyon olarak gösterilir.

Romanın din üzerindeki baskısı "İkonoklast" akımın başlamasına sebep olmuştur.

Bu dönemde Aziz Gregorios’un ortaya koymuş olduğu dini sistem o kadar kuvvetlidir ki bölge, bu hareketten yara almadan kurtulmuş ve İkonoklast akıma karşı olan Hıristiyan din adamlarına sığınak olmuştur.

XII. yy. da Anadolu’ya hakim olan Selçuklular, toprağı işlemeyi bilen Rumların göçünü önlemek için bazı imtiyazlar tanıdı. Böylece Hıristiyan ve Müslüman halk bir arada yaşamaya başladı. Belisırma’daki St. Georges (Kırk Damaltı) Kilisesi buna iyi bir örnektir. Burada bulunan bir freskte bölgenin o dönemdeki beylerbeyi olan Basil Güyakupos, Türk kıyafetleri içinde resmedilmiş, kitabesinde Sultan II. Mesut “Çok yüksek ve çok asil bir sultan” nitelendirilmiştir.

1470 yılında Osmanlı hakimiyetine giren Güzelyurt, bir müddet için Eratna ve Karaman beyliklerinin de toprağı olmuş, yine bu sıralarda Moğol akınlarına uğramıştır.

Güzelyurt’taki Hıristiyan nüfus Osmanlı döneminden itibaren Lozan Antlaşması'na kadar daima Selçuklular döneminde buraya yerleştirilen müslüman nüfustan fazla olmuştur. 1815 yılında yapılmış bir nüfus sayımında Hıristiyanların oturduğu 300 hane ve 100’den fazla kilise olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık, Müslümanlara ait üç cami vardır.

Bu haliyle Güzelyurt, kökleri çok eskiye dayanan kültürel geleneklerini sürdüren bir Rum köyüdür.

XIX. yy.da Hıristiyanlar, Selçuklu döneminde daha önce bir takım ayrıcalıklara sahip olmaları ve Osmanlı zamanında kapitülasyonlardan yararlanmaları, ayrıca askere gitmemeleri sebebiyle ekonomik üstünlüğü ellerinde bulunduruyordu. Güzelyurt’taki Rumların büyük çoğunluğu arazinin verimsiz olması sebebiyle büyük şehirlerde iş yapmış ve çok zengin olmuştur. Bu gelirlerin memlekete aktarılmasının bir sonucu olarak önemli bir dini merkez olan Güzelyurt, bölge ticaretini elinde tutar hale gelmiştir.

Güzelyurt tarihi gelişmesini özellikle Nenezili (bugün bekarlar) din bilgini Aziz Gregorios Teologos’a (4 Y.Y) borçludur.

Kendisine Gelveri’yi merkez olarak seçen bu aziz, Hıristiyanlığın Anadolu’ da yayılmasını sağlamış, manastır yaşantısının temelini atmıştır. İleri sürdüğü fikirler daha sonra Ortodoks mezhebini ortaya çıkarmıştır. İlçe de ve Manastır Vadisi'nde Bizans ve Osmanlı döneminden kalma, kayalara oyulmuş elliye yakın kilise vardır. Ayrıca üç yeraltı şehri ve bir kaya camii bulunmaktadır. Yarı kayadan oyma, cepheleri işlemeli, yaşları 100 ile 200 yıl arasında olan Rum evleri Kapadokya mimarisinin en güzel örneklerini teşkil etmektedir. İlçede ve yakın çevresinde bulunan tarihi eserler Kapadokya’nın genelindeki bütün özellikleri içerir.

Karballa dini okulunun ilk binası 1856’da köyün Rum ahalisince inşa edilmiştir. 1913’te ikinci bina eklenmiştir. Rumların gitmesinden sonra bina ilkokul, nahiye müdürlüğü, karakol ve sinema olarak kullanılmıştır. Güzel yurt Belediyesi ve Özel idareye ait olan bu tarihi binalar 1989 yılında İstanbul Yıldız Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Profesörü İsmet AĞARYILMAZ'ın yönetiminde otel (Otel Karballa) olarak restore edilmiştir.

Tarihte Güzelyurt’un önemi Hıristiyanlığın yayılmasıyla beraber, baba ve oğul GREGORİOS ile başlar. Aziz GREGORİOS TEOLOGOS (oğul) un ortaya koyduğu fikirler, yüzlerce yıl sonra Ortodoks mezhebinin O zamanki genel hristiyan inancındanayrılmasına neden olmuştur. Ayrıca yazmış olduğu mektuplar edebiyat tarihinin, ilk defa bu bölgede birlikte söylenen ilahiler Kilise müzik tarihinin ilk örnekleridir.

Osmanlının son dönemlerinde özel izinle para basabilecek kadar kuvvetli bir temele sahip olan bu dini sistemin yalnızca merkezde 48 kiliseye sahip olduğu saptanmıştır. 4,5 km. uzunluğundaki Manastır Vadisi ise tarihte bir manastır ve pekçok kilise ile binlerce insanı barındırmıştır. ilk manastır yaşamının 3. veya 4. yüzyılda burada başlandığı söylenmektedir.

Denebilir ki bugünkü Güzelyurt, Kapadokya bölgesi içinde – yeraltı şehirleri, kaya oyma yapıları, eski Bizans stili binaları, kiliseleri, Manastır Vadisi ile – Kapadokya’nın tüm özelliklerini bir araya toplamış, tarihi ve turistlik açıdan mutlaka görülmesi gereken bir yerdir.

Güzelyurt Kapadokya'nın karakteristik çizgilerini taşır. Bunun en önemli belirtisi ise kaya oluşumları ile dolu olmasıdır. Turizm açısından değerlendirilebilecek önemli bir potansiyele sahip olması Güzelyurt’a ayrı bir özellik kazandırır. Bir yandan tarih, diğer yandan doğa burada birbirini bütünler. Kayalardaki oyuklar Güzelyurt’un ilginç yanıdır. Bu oyuklarda yüzyıllar öncesinin izleri görülür.

Şafak Kuru'nun Turizm Forumu'nda daha önce yayımlanmış yazıları:



Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net