Avrupa’nın Göbeğinden Görünenler
VOLKAN ALTINTAŞ, Junior Fellow
Bonn University
Center for European Integration Studies (ZEI-C)
v.altintas@uni-bonn.de
25.08.2006
Uzun zamandır merak ettiğim bir konu idi bu. Acaba ne zaman Türkiye’de
ortaya çıkan olumsuz haberlere ve gelişmelere yakın çevremden tepkiler
gelecek ve buna bağlı olarak yabancıların gözüyle Türkiye’deki son
gelişmeleri değerlendirmem istenecek ve ben onlara neler anlatacağım?
İşte o zaman geldi. Nasıl mı? kısaca size aktarayım…
Tüm hikâye İsviçre-Türkiye maçı ile birlikte başladı. Olanları gördük ve
maçtır, olur böyle şeyler, dedik. Aslında biz misafirperverizdir, unutalım
bunları, dedik… Sonra kuş gribi dalgası bizi vurdu. Her yerde var canım,
sadece bizde birkaç kişi öldü, o kadar, dedik… Bu arada, zaman geçtikçe
yeni gelişmeler oldu. Mesela Trabzon’da bir rahip öldürüldü; yapanlar
çocuktur, aklı başında değildir, özür dileriz, dedik….
Samsun’da, yine buna benzer bir olayda bir rahip bıçaklandı ve yapan
delidir, ne yapsa yeridir, dedik, geçtik… Bu arada, sezon başladı,
turistler gelmeye başlıyor, başladı derken kaçırılan turist haberleri,
tecavüz olayları ve sarkıntılık haberleri gündemde yer almaya başladı….
Ve 2006 Dünya Kupası… Dedik ki futbol merakıdır gelir geçer bu zevk de.
Bir ay içinde geliyorlar, gelecekler, dedik; dört gözle beklediğimiz
turistler için…. Bu hikayenin ilk yarısı idi. Sonuç mu? sonuç sonda kısa
bir değerlendirme isterseniz Avrupa Basınında Türkiye ilgili olarak gündemi
işgal eden en önemli gelişmelerdi bunlar, geçen sekiz ay içinde… Güzel
Türkiyem hakkında duyabileceğiniz en güzel haberlerden size bir demet…
Hikayenin ikinci yarısı ise şu şekilde devam etmekte: Bir Suudi
hazretlerinin (Kralı, pardon) Türkiye’ye gelişi ile sanki yeni bir milat
daha başlamış oldu Türk turizmi için. Nasıl mı? İzmir-Karaburun’da bir
gazeteci ve kızına yapılan akıl almaz saldırı, yine heykellerin göğüslerinin
kapatılmasıyla ortaya çıkan rezalet ve haşemalı turizm, "Yeşil" sermayenin
turizme olan olağanüstü katkıları, tarikatların sahilleri kapatmaları ve
kamu alanını işgalleri … Diyeceksiniz ki bu yeni bir gelişme değil… Öyledir
siz halksınız deyip devam edelim o zaman…
Bundan birkaç gün önce, bir Ganalının bana Türkiye’nin imajına yönelik
sordukları beni bu yazıyı yazmaya yöneltti. Hemen ardından bir Almanın
gazetede okuduklarını benimle paylaşması ve Türkiye hakkındaki yorumları,
bunun paralelinde bir İsviçrelinin anılasrı hala yaşayan o çirkin maçtan
sonraki düşüncelerini dile getirmesi ve nihayet bir İtalyanın tüm dünyaya
hala var gücüyle aktardığı cinayetin sesleri. Tüm yukarıda yazdıklarımın
herkese göre kendince mantıklı bir açıklaması olabilir, herkes kendisine
göre bir yorum getirebilir(her ülke vatandaşı, biz Türkler de buna dahil).
Tüm yorumların kesiştiği bir nokta vardır; o da ortaya çıkan ya da
çıkarılmak istenen olumsuz bir Türk imajıdır. Bu imaj, ihmalkârlığın
yarattığı bir imaj olmak üzeredir. Bu imaj, barbarlığın hoş görüldüğüne
inanan toplumların yaşadığı bir ülke imajıdır. Bu imaj, maalesef yüzünü
Batı’dan Arap dünyasına çeviren Türk milleti portresidir ve bu imaj Türk
turizminin sonunu hazırlayan vurucu darbelerdendir.
Sonuç mu? Sonuç herkese göre farklı ama bana göre gidişat tedirgin
edici boyutta. Turizmde geleceğe yönelik adımlar atılırken çeşitli
öngörülerde bulunulabilir, istatiksel açıklamalarla farklı senaryolar
ortaya konabilir, turistik yatak kapasitesini artırmak için, teşvikler
çeşitlendirilebilir ve turizmde beklenen hedeflere bir şekilde ulaşmanın
yolları aranır ancak ve ancak eğer ülke olarak imajınızda meydana gelen
oynamalar olumsuz sonuçlarını kısa vadede size hissettirmeye başladı ise-
2006 sezonu gibi- bu işe kafa yormanın tam zamanı gelmiştir derim. Tersi
durum ise sadece Türk turizmi açısından değil, ülkemizi her platformda
bundan sonra daha zor günlerin geldiğinin habercisidir.
Turizmde kaybedilen 2006 yılı olsun diyelim. Yeter ki gelecek günlerde
gerçek Türkiye ile dünya vitrininde yer alalım.
Bu günlerde Avrupa’nın göbeğinden görünenler işte böyle….
Volkan Altıntaş'ın önceki yazısı:
|