Ankara'da Bir Gün


Volkan ALTINTAŞ, Junior Fellow
Bonn University
Center for European Integration Studies (ZEI-C)

v.altintas@uni-bonn.de
www.volkanaltintas.com

23.02.2007

Volkan ALTINTAŞ Nihayet Ankara'ya yakışır bir havaalanımız oldu. En son Eylül ayında geldiğim Ankara'da beni ilk karşılayan, bu şehrin yıllardır gereksinim duyduğu modern havaalanından güzel görüntüler oldu. Başkente yakışan ve yapımına geç bile kalınmış bir havaalanı.

Şehre doğru hareket ettiğimizde de güzel bir gelişim dikkati çekiyor. Uzun zamandır yıkımına devam edilen gecekonduların neredeyse tamamı, artık tarih olmuş. Eminim kısa bir süre içinde de yerlerinde modern ve çağdaş konutları görmemiz mümkün olacak.

Kış ayında + 17 derecelik bir hava var Ankara'da. Alışılmadık bir durum sanırım Ankaralılar için. Tüm dünyayı saran "küresel ısınma" tartışmaları başkente de sıçramış gibi. Herkesin dilinde benzer sözcükler var. Kıtlık, susuzluk, yaklaşan daha büyük tehlikeler ve daha bir çok senaryolar...

Ankara her zaman hareketli, her zaman dinamik. Türkiye'nin kalbi hızla atmaya devam etmekte. Peki, turizm bu kalp atışlarını nasıl etkiliyor? diye soruyorum kendi kendime ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda buluyorum kendimi.

Bakanlıklar her zaman bana zor yerler olarak gelmiştir. Ankara'nın havasından mıdır yoksa siyasetin zorluğundan mıdır bilemiyorum sebebini. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, bulunduğu yer olarak Bakanlıklar bölgesinden uzakta olması beni biraz rahatlatıyor bu anlamda. Sayın Müsteşar Prof. Dr. Mustafa İsen ile randevum var. Hafta sonları geç saatlere kadar işinin başında olan sayın Müsteşar, her zamanki gibi görevinin başında. 2007'ye hızlı ve dikkatli şekilde hazırlandığını bildiğim Bakanlığı bu anlamda yakından görmek ise çok daha farklı. Sayın Müsteşar'ın yoğunluğunu soruyoruz, her zamanki gibi dakikalarla sınırlı olan görüşmeler ve arka arkası gelmeyen toplantılar. Papa'nın ziyaretini tekrar hatırlatıyorum kendisine. Dünyanın tüm gözlerinin bir anda Türkiye'ye çevrildiği ve çok başarılı bir şekilde bu ziyareti organize ettiğimizi belirtiyorum. Ele geçen bir tanıtım fırsatını ciddi şekilde turizme aktarmanın mümkün olduğuna dair izlenimlerim olduğunu belirtiyorum. Co-editörü olduğum ZEI EU TURKEY MONITOR yayınımız için kendisinden bazı sorulara yanıtlar aradığımı söylüyorum. Papanın ziyaretinin kültür turizmine son derece olumlu etkiler yaratacağına inanıyoruz ve bu anlamda Bakanlığın yaklaşımlarını öğrenmeye çalışıyorum. Bundan sonraki süreci ise değerli okuyucularıma gelecek yazılarımda aktarmaya devam edeceğim.

Geliyorum AB sürecinde Bakanlığın tecrübelerine. Kültür ve Turizm Bakanlığı AB Daimi Temas Noktası'ndan Uzman Mustafa Siyahhan ile kısa bir görüşme şansım oluyor. AB ile ilişkilerin seçimler öncesinde rafa kalktığı bu süreçte turizm bu işten alnının akıyla çıkmış gibi gözüküyor. 12 müzakere başlığı içinde (Hizmetlerin serbest dolaşımından bölgesel politikaya kadar) turizm farklı başlıklar içinde yer almakta. Bakanlık, Brüksel ile Ankara arasında süren tarama sürecini problemsiz tamamlamış. Bundan sonrası için ise siyasi iradenin diğer konulardaki adımlarını bekliyor. Her zamanki gibi AB'ye en hazır sektör olan ve Türkiye'ye her anlamda ivme kazandıracak olan turizm diğer sektörlerden bir adım daha önde. Hatta bana aktarılanlara göre Türkiye'nin artıları biçok konuda AB'den artıları daha fazla. Nitekim, Avrupa Parlamentosu'ndan Bakanlığa ulaşan bir yazıda oluşturulması düşünülen AB'nin resmi turizm politikası konusunda Türkiye'nin görüşlerine ihtiyaç duyulduğu ifade edilmekte.

Bunların dışında Bakanlık, turizmle sporu birleştirmeye kararlı gözüküyor. Gelecek ay Atina'da yapılacak olan Yunanistan-Türkiye karşılaşmasında bir Türk Gecesi düzenleme hazırlıkları olduğu görülmekte. Diğer spor dallarının da Bakanlığın attığı adımdan sonra işin üzerine gittiğini görmekteyiz.

Son olarak Mart ayı başında Antalya Belek'te bir Turizm Zirvesi düzenleme hazırlıkları var. 2007 turizm sezonu öncesi belki de en önemli zirvelerden biri olacak. Turizme farklı yaklaşımların dikkate alınması gerektiğine inanan Bakanlığın bu çalışmalarını da yakından izlemeye devam edeceğim.

Sabah saatlerindeki Ankara'nın yoğunluğu akşam olunca evine çekilmekte. Dönüş yolunda Ankara'da geçen bir günden aklımda kalanlar ise olumlu. Gördüğüm çabaların turizm sektörümüze etkilerini bu sene hissetmek ise her şeyden daha önemli. Ankara'daki hava böyle. Gayet açık... En azından gecenin geç saatlerinde, yerden 10.000 metre yükseklikte, Ankara'nın parlayan güzel ışıklarıyla böyle görünmekte.. Türk turizminde de aynı netlik ve açıklığı görmek ümidiyle.


Volkan Altıntaş'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net