Yazıyı tavsiye et


Hey Gençlik Neredesin?


VOLKAN ALTINTAŞ, Junior Fellow
Bonn University
Center for European Integration Studies (ZEI-C)

v.altintas@uni-bonn.de

01.09.2006

Volkan ALTINTAŞ Uzun bir yaz rehavetinin ardından yeniden, hayli yoğun bir gündemle 2006 yılının son çeyreğine girmiş olacağız. Kanımca bu dönem Türkiye Cumhuriyet Tarihi'nin başlamasıyla birlikte yaşanacak en yoğun gündemli dönemlerden biri olacağa benziyor.

Bir yanda turizm cennetlerimizde patlayan bombalar, bir tarafta Lübnan’a asker gönderme hazırlıkları, bir tarafta ise gündemden düşmüş gibi görünen Avrupa Birliği ile ilgili olarak önümüzdeki aylarda yaşanacaklar. Eğer süreci 2007’ye de sarkıtmak gerekirse Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2007 Genel Seçimleri. Bu süreç yaklaşık 15 aylık bir dönemi kapsıyor ki nelerin yaşanıp yaşanmayacağını şimdiden kestirmek yeterince güç.

Üzülerek gördüğüm şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun pek de iç açıcı olmadığıdır. Bundan daha da önemlisi, Türk halkının geleceğini ilgilendiren kararların alınmasında yaşanan süreçte hissettiğim tepkisizliktir.

Örneğin turizm cenneti Antalya’nın göbeğinde patlayan bombalara verilen tepkilere bakalım. Halk olayın terör boyutu ile doğal olarak nefretle olayı kınarken bazı basın organlarında gördüğüm, bu olayın Türk turizmi üzerindeki etkilerini kapatmaya çalışan bir zihniyet. (Burada aktarmak istediğim Türk basını değil, gerçek turizm sektöründeki bazı oyuncular!) Tepki vermekten bahsettiğim halkın verdiği doğru tepki yanında şirin mesajlarla turizm sektörüne hoş görünmek isteyen, turizm adına hareket eden bazı turizm büyüklerimiz. Olay sanılanın aksine, Avrupa’da oldukça geniş bir yer bulmuştur kendine, sevgili dostlar. Bu olayın yaşanmasından birkaç gün önce İsveç’in Gotland adasından bir örnek size. Marmaris’te bir hafta Herşey dahil paket olarak fiyatın 120 euro olarak İsveç halkına sunulmasının ardından patlayan bombalar ve bu fiyatın aynı gün 100 Euro’ya kadar gerilemesi ama rezervasyonların iptali ve 2006 yılı itibariyle İsveç’te Türk turizmine noktayı koyan hareket. İşte Türk turizmi ve Türk turizminin içinde bulunduğu durumu açıklayan kısa bir örnek. Fazla söze ise gerek yok. Patlayan bombadan öncesi ve hemen sonrası.

Tepki ya da tepkisizliğe ilişkin ikinci örneğim ise bizzat Avrupa Birliği’nin içinden. Türkiye ve Avrupa Birliği müzakere sürecine ait.

Bilindiği gibi, bundan yaklaşık on bir ay önce başlayan Avrupa Birliği-Türkiye müzakere sürecine ilişkin ve her yıl Avrupa Birliği'nce yayınlanan, Türkiye’ye ilişkin tecrübelerin, beklentilerin ve geleceğe yönelik öngörülerin yer alacağı “ İlerleme Raporu” Ekim ayının sonunda açıklanacak.

Maalesef, elimize ulaşan bilgilerde bu raporun Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından tarihinin en kötü raporlarından biri olacağıdır. Bu raporda Kıbrıs konusundan Meclisimizce çıkarılan kanunların uygulanmadığına yönelik eleştirilere, Avrupa Birliği’ne ilişkin sürecin yavaşlamasından duyulan endişeden taahhütlerin yerine getirilmemesine kadar birçok eleştiri yer alacaktır. Ne var ki beni burada üzen konu, özellikle Türkiye’nin geleceğini bu kadar yakından ilgilendiren bu gelişmeye ilişkin tepkisizliktir. Özellikle genç kuşağın kendi geleceği ile ilgili olarak alınan kararlara çekimserliği uzun vadede şu sonuçları doğurabilecektir:

Avrupa Birliği ile ilişkilerin kesilmesinin bile gündeme gelebilmesi bu muhtemel gelişme, Türk turizminin en önemli partneri olan AB’de bir güven kaybına neden olacaktır. Ekonomik, sosyal ve kültürel alanda bir deprem etkisi yaratacaktır.

Türk turizmindeki bu güven kaybı uzun vadede olmasa da kısa vadede ekonomik olarak olumsuz etkilerini hissettirecektir. Dolayısıyla en dinamik sektörlerden biri olan turizm sektörünün istihdama katkısında kayıplar fazlalaşacaktır.

Türk imajı ile ilgili olarak -daha önceki yazımda belirttiğim durum için,- bazılarına bir koz daha verilmiş olacak ve Türkiye’nin Avrupa’daki alternatifleri sesli şekilde aranmaya başlanacaktır (Şu anki durumda Hırvatistan, uzun vadede Portekiz gibi)

Sevgili turizm dostları, hepimizin ortak dileği ve beklentisi Türk turizminin dünya turizminde hak ettiği yeri almasıdır. Bu hedefleri koyarken dünya konjonktüründeki gelişmeleri yerinde takip etmek ve sorumluklarınız neyi gerektiriyorsa onları yapmak durumundasınızdır. Özellikle Türkiye ile ilgili ve geleceği ilgilendiren konularda biz gençlerin daha yapıcı ve akılcı olmamız gerekmektedir. Patlayan bombalara halkın gösterdiği doğru tepki yanında, bazı Türk turizmcilerinin bu haberleri yok sayarak gösterdiği tepkiden ziyade, uzun vadede bu krizlerden çıkmanın yollarını arayan akılcı yönetimlerin tepkileridir gerçek tepki. ” Patlayan bombalarla yaşayan ve yaşanmamızın istendiği anlayışla değil”. Geleceğin sektörü turizme yön verecek genç girişimciler, genç beyinlerin vereceği tepki bu olmamalıdır. Aynı şekilde Türk gençliğini çok yakından ilgilendiren uzun vadeli bir projede (Avrupa Birliği süreci) çekimser kalmanın, görüşlerini ifade etmemenin ve tepkisizliğin yarattığı sonucun etkilerini yine yakından hissedecek olan biz Türk gençliği olacağız. 2006 sonu ve 2007 yılında yaşanacaklar sadece Türk turizmini değil, Türkiye’nin geleceğini nerede aradığının cevabı olacaktır.

Volkan Altıntaş'ın Turiizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net