Sektör-Üniversite İşbirliği Yönünde Avrupa Birliği'nin Adımları (Eur-Future) ve Ülkemize Yansımalar


Volkan ALTINTAŞ
Akdeniz Üniversitesi Araştırma Görevlisi
Bonn Üniversitesi Junior Fellow

v.altintas@uni-bonn.de
www.volkanaltintas.com

18.05.2007

Volkan ALTINTAŞ Almanya'nın 2007 yılının ilk dönemindeki Avrupa Birliği başkanlığında sona yaklaşılırken genç akademisyenler ve araştırmacılara yönelik uzun vadeli açılımların gerekliliği konusunda çeşitli girişimler yapılmakta. 13-15 Mayıs 2007 tarihinde Almanya'nın Stuttgart şehrinde gerçekleşen "European Researchers of Tomorrow- Crossing the Borders of Academia and Industry" (EUR-FUTURE) adlı konferans en önemli girişimlerden biri olarak görülmekte.

Yaklaşık 400 katılımcının yer aldığı bu organizasyonda Türkiye'den şahsım dışında bir katılım yoktu. Avrupa Birliği ile yaşanan son sıkıntılar paralelinde bilgi akışının son aylarda en aza düzeye inmiş olması katılım eksikliğinin nedenleri arasında gösterilebilir.

Toplantının ana teması üniversite ve sektör işbirliğinde Avrupa'da gelinen son nokta ve akademik dünyanın sektörle nasıl buluşturulması gerekliliği idi.

Avrupa 'da özellikle Lizbon Stratejisi ardından bilgi temelli bir Avrupa hedefinin hayatın her alanında uygulamaya geçmesi açısından bu organizasyon önem taşımaktaydı. Alman Federal Eğitim ve Araştırma Bakanı Dr. Annette Schavan tarafından açılışının yapıldığı bu konferansta Avrupa Komisyonu'ndan, Avrupa'nın saygın bir çok üniversitesinden, Avrupa Üniversiteler Birliği'nden(EUA), ulusal politikacılar ve yerel yönetimlerin başkanları ile özel sektörün önde gelen isimleri ve deniz aşırı ülkelerden gelen akademisyenler bu organizasyonda bir arada idi.

Avrupa gelecekte genç araştırmacıları nasıl sektör-üniversite işbirliğini sağlayarak daha önemli başarılara imza atmak gerekli bunu tartışıyor. Üniversitelerde öğrenilen bilgiler ve elde edilen araştırma sonuçlarının sektöre aktarılması gerektiği konusunda hem fikir tüm paydaşlar. Buna ilişkin oluşturulan modeller ise tartışma konusu. Örneğin akademik dünyadan çıkıp özel sektörün desteği ile elde edilen akademik değerlerin en azından 2-3 senelik periyotlarla teorinin pratiğe dönüşmesi konusunda tecrübelerin elde edilmesi gerekliliği üzerinde sıklıkla duruldu. Yani bir üniversitede çalışan araştırmacı, doktor ya da öğretim elemanı belli bir süreliğine sektöre çıkmalı ki bilgilerini pazarlayabilme şansı bulsun, sektöre artı değer kazandırsın. Yine belli bir süre sonra akademik dünyaya dönme imkanları tanınarak bu süreç ve döngü sağlanarak en verimli sonuçlar elde edilebilsin.

Tüm beklentiler bu yönde. Tabii ki bu süreçte yaşanacakların artı ve eksileri olacaktır( sosyal güvenlik, vergi kesintileri, özel yaşam vs). Ancak gelecekte bu sürecin oluşturulması konusunda Avrupa sonuca varmak üzere diyebilirim.

Bu arada, Hindistan'dan katılan sektör ve üniversite temsilcileri de kendi tecrübelerini paylaştılar. 330 üniversitenin yer aldığı Hindistan'da 2025 yılında dünyada yükseköğrenim düzeyine gelecek her dört kişiden birinin Hintli olacağı, Avrupa'daki model oluşturma çabalarına en iyi örneğin Hindistan'da gelişen bilgisayar ve software teknoloji alanındaki gelişmelerle Silikon Vadisi örneklerinin giderek yaygınlaşması gerektiği konusunda örnekler ilginçti. Yine Daimler Chrysler grubunun Ar-Ge bünyesinde, akademiden gelenlere ayırdığı belli yüzdelik kontenjanla akademi-sektör işbirliğini Avrupa'da en iyi gerçekleştiren örneklerden olduğu görülmekte.

Genç araştırmacılar olarak bizlerin de görüşlerine yer verilen oturumda, özellikle üniversite-sektör işbirliği alanında beklentilerin neler olduğu ve genç akademisyenlere yönelik sektörün destekleri üzerinde de çeşitli düşünceler ifade edildi.

Şahsım adına, bulunduğum pozisyon ve sektörle ilgili olarak çeşitli girişimlerin ülkemizde de mevcut olduğunu özellikle turizm sektörünün bu anlamda üniversite ile işbirliğinin her iki tarafa da sonsuz katkılar sağlayacağını belirtmemin ardından eksiklikler yanında eldeki imkanlarla başarıya nasıl ulaşabileceğine ilişkin örnekler gelmeye başladı. Özellikle Belçika, Avusturya ve İskandinav ülkelerinin tecrübeleri(özellikle fen bilimleri alanında) paylaşıldı. Oluşturulan laboratuarlara verilen destekler, özel sektörün genç araştırmacılara olan inancı ve desteğinin özellikle Türkiye gibi genç, dinamik bir nüfus ve yine genç ve dinamik bir sektör olan turizmle birleşmemesinin imkansız olmadığı ifade edildi. Ayrıca bu konuda ülkemizde oluşturulacak gerekli girişimlere destek olma anlamında Avrupa Komisyonu yetkilileri, maddi manevi destekleri olacaklarını belirtti.

Avrupa tartışıyor... Bizler her ne kadar son süreçte Avrupa Birliği sürecinden uzaklaşsak da bu sürecin her türlü olumlu ve olumsuz yansımaları, her zaman belirttiğim gibi biz gençleri çok daha yakından ilgilendirecek. Avrupa'da eğitim ve araştırma alanında çağın gerekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda mantıklı adımlar atılmakta.

Biz bu sürecin neresindeyiz, diye sorarsanız hiç de uzağında değiliz. ERA-MORE( Avrupa Araştırma Alanları), Avrupa Komisyonu fonları, Eğitim ve araştırma fokus grupları, 7. Çerçeve Programı ile bu sürecin her zaman bir parçasıyız.

Buradan üzerimize düşen görev her bir birey olarak işimizin hakkının vermemiz ve topluma daha faydalı olabilecek oluşumlarla akademik dünyayı sektörle buluşturmaktır. Özellikle Antalya gibi turizm başkentinde daha ne bekliyoruz?

Güzel günlere...


Volkan Altıntaş'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net