Almanya'ya dikkat!
VOLKAN ALTINTAŞ, Junior Fellow
Bonn University
Center for European Integration Studies (ZEI-C)
v.altintas@uni-bonn.de
08.09.2006
Almanya’da, bugünlerde havalar aynı, Türkiye’deki turizm havası gibi; bir
anda yükselen hava sıcaklıkları, arkasından gelen yağmurlar ve güneşin
yüzüne hasret kalan bizler. Turizmde ulaşılmasını beklediğimiz bilmem kaç
milyonlar arkasından patlayan bombalar ve kaliteli turiste hasret bir Türk
turizmi portresi gibi burada havalar. Eski başkent Bonn’dan yeni başkent
Berlin’e doğru seyahat ederken insanın aklına takılan birkaç ayrıntıdan
biriydi bunlar. Bir yanda Batı ve Doğu Almanya’ya uzun yıllar başkentlik
etmiş farklı ve eskimeyen anılar bırakan Bonn, bir yandan Almanya’nın
çağdaş, öteki yüzü Berlin ve yolda insanın aklına takılanlar…
Almanya’da tren yolculuğu yapmak hayli zevkli; Rahat koltuklar, güzel
manzara ve peş peşe geçtiğimiz şehirler. Hızlı tren ile seyahat ederken
Türkiye’deki bundan birkaç yıl önceki hızlı tren denememiz ve arkasından
yaşadıklarımız ise hala aklımda.
Almanya önemli bir ülke, sadece ekonomik açıdan değil, kültürel anlamda
Türkiye’yi burada kolayca bulmak ve hissetmek kolay. Her şehirde, her
köyde bir Türkü hissettirecek şeyler var bu ülkede. Almanya’da Türkiye ve
ülkemizde yaşananlarla ile ilgili olarak ise gelişmelere verilen tepkiler
bazen sessiz, bazen de yeterince ses getirecek şekilde verilmekte. Nasıl
mı? Biraz gelişmelere bakalım o zaman.
Son haftalarda, Almanya ve Türk turizmi ile ilgili olarak basında bir hayli
farklı yaklaşımlarla olayların ciddiyetini aktarmaya çalışan haberler
gözüme ilişmekte. Örneğin Türk turizminin kalbi Antalya’ya gelen turist
sayısındaki en önemli düşüşün nedeninin Alman turist sayısındaki azalma
olduğu ifade edilmekte ve 330.000’ini aşan kayıplar olduğu istatistiklerle
ortaya konmakta. Türk turizmi için Avrupa’daki önemli misyonlardan birini
üstlenen Sayın Baraner’in belirttiği gibi, Türkiye’de Alman turist olmadan
turizm olmaz sözü bu kaybın ne boyutlarda olduğunu açıkça ortaya koymakta.
Yine Türk turizm temsilcilerinin Alman tur operatörlerinin Türkiye’de
patlayan bombaların ardından rezervasyon değişikliklerini teşvik eden bir
tutum içine girmesini eleştirmesi Alman turistlerin ülkemiz açısından
önemini bir kez daha net olarak göstermekte. Thomas Cook, Rewe, TUI gibi
tur operatörlerinin Türkiye tatil seçeneğini seçmiş olanların istemesi
halinde ücretsiz olarak başka ülke ile değiştirmelerini açıklaması ve
son olarak da Almanya’dan Antalya’ya gerçekleşen uçuşlarda %22’lik düşüşün
gerçekleşmesi ve bu düşüşün Almanya’da en fazla düşüş olarak karşımıza
çıkması, durumu açıklamaya yetmektedir.
Görülen ve yaşananlara tepkilerin bir boyutu böyle. Diğer taraftan ise
Almanya’da Türkiye’nin tanıtımı ile ilgili olarak sizlerle paylaşacaklarım
var.
Yaşananlar Stuttgart şehrinin bir metro istasyonundan. Türkiyemizi tanıtan
bir billboard, metro içinde yer almakta ve gerçekten oldukça işlek bir
istasyonda, dikkati çeken bir yerde ve Almanların gözlerine ve duygularına
hitap etmekte, ancak bunun yanında, metro çıkışında yürüyen merdivenler
boyunca paralel olarak merdivenlerin üzerinde yer alan diğer küçük
reklamlar arasında bir metin. Dünya Af Örgütü'nce hazırlanmış ve Stuttgart
yerel ofisinin yayınladığı, bir insan vücudunu gösterip işkence yapıldığına
dair izlenimlerin yer aldığı bir fotoğraf ve altında küçük harflerle
“Made in Turkey” yazısı. Sormak istiyorum, bir Alman olsanız ve önceki
Türkiye imajını aktaran güzel bilboardun yanında bir taraftan bu kötü
imajı Türkiye ile özdeşleştirmek isteyen bir durumu nasıl yorumlarsınız?
Sayın yetkililer dikkat, derim ben duruma.
Türk turizmi açısından Almanya oldukça önemli. Kayıpların durdurulması ve
özellikle Türkiye imajının doğru ve net olarak aktarılmasında dinamikleri
harekete geçirmenin zamanıdır diyorum. Buradan, özellikle Türkiye
Araştırmalar Merkezi Müdürü Prof. Dr. Faruk Şen’e seslenmek istiyorum.
Türkiye konusunda Almanya’nın en büyük ve en önemli merkezi olan TAM’ın bu
konuya olumlu yaklaşımı paralelinde Alman makamları ile çeşitli projeler
ve işbirlikleri başlatılabilir. Türkiye’yi ve Avrupa’yı oldukça iyi bilen
Sayın Baraner ve ekibinin de desteği ile 2007 yılı ve sonrası için önemli
adımlar atılabileceğini düşünüyorum. Buna ek olarak Almanya’nın Berlin
Başkonsolosluğu’ndan yetkililerimizin ekip çalışması ile kayıpların önüne
geçmeleri mümkün. Yeter ki yaptıklarımızın takipçisi olalım ve sürekli ve
sabırlı hareket edelim.
Eski başkentten yeni başkente seyahatte insanın aklını meşgul edenler
bunlar. Belki biz de Turizmde yeni bir dönemin başlaması için, tıpkı
Almanya’nın yaptığı gibi eski-yeni ayrımı yapmalıyız. Türk turizminin
geleceği için bence bunun tam zamanı.
Volkan Altıntaş'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
|