İsviçre'de Gezerken


Volkan ALTINTAŞ
Akdeniz Üniversitesi Araştırma Görevlisi
Bonn Üniversitesi Junior Fellow

v.altintas@uni-bonn.de
www.volkanaltintas.com

27.08.2007

Volkan ALTINTAŞ Uzun zamandır yapmak isteyip de fırsat bulamadığım gezilerden birini gerçekleştirmiş olmanın mutluluğuyla satırlarıma başlamak istiyorum.

Mutluluğumun kaynağı Avrupa turizminin kalbinin attığı İsviçre'de geçen 4 günlük kısa gezim.

Bir arkadaşımın daveti üzerine eşimle birlikte soluğu önce Locarno'da sonra da Zürih'te aldık.

Locarno İsviçre'nin güneyinde, İtalya sınırında yer alan Tessin kantonunun önemli turizm bölgelerinden birisi. Burası başta İsviçreli olmak üzere Alman, Fransız, Hollandalı ve İtalyan turistlerin uğrak yeri. Bölge "Lago Maggiore" gölü kenarında yer almakta. Locano ve Ascona bölgenin turizm hareketlerinde ön plana çıkan şehirler. Büyük bir göl üzerinde olmanın tüm avantajlarını kullanan bölge halkı için turizm faaliyetlerinin çeşitliliği son derece önemli.

Bölgede turizm hareketleri tüm yıl boyunca devam etmekte. Bölge halkı sadece yaz aylarında güneşin nimetlerini toplamakla kalmamakta, tüm yıl boyunca Alpler'in müthiş doğal güzelliği ile turizmin nasıl sürdürülebilir olduğunu göstermekte. Bu bölgede kaldığım yer ise Alp Dağları'nda yaklaşık 1300 m. yükseklikte bir dağ evi. Locarno'ya 15 km mesafede, Berzona isimli bir dağ köyü. Bulunduğum köy İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların ünlü yazarı Max Frisch'in yaşadığı ve son nefesini verdiği bir yer. Bu nedenle bölge sadece güneş, dağ turizmine hizmet vermekle kalmamakta aynı zamanda kültür turizminin de bir parçası haline gelmiş durumda.

Yerden yaklaşık 1300 m. yükseklikte, Alpler'de özgürce dolaşmak ve müthiş doğa ile baş başa kalmak insanı çok farklı duygulara itiyor. Özgürlüğün tadına varmak bu olsa gerek. Yerden daha da yükseğe tırmanırken altı saat süren tırmanışım sırasında aklımda bu özgürlüğün hiç bitmemesi var. Doğal güzelliklerine sahip çıkan İsviçreliler, insanların özgürlüklerinin tadına varmaları için her türlü altyapıyı oluşturmuşlar. Alp dağlarında sürekli bir trafik var. Bu trafik bölgede yaşayan halkın yanında turistlerin de katılımıyla düzenli bir ulaşımın oluşturulmasına yol açmiş. Nasıl mı? Eğer bir şeye ihtiyacınız olursa ya da şöyle diyelim; 80 kg. kadar bir yükünüz varsa bunun çözümü çok kolay. Arıyorsunuz helikopter merkezini ve saati 35 euroya sizin istediklerinizi Alp Dağları'nın çeşitli bölgeleri üzerine kurdukları helikopter pistleriyle size kolayca ulaştırabiliyorlar. Oldukça kolay ve burada yaşayan halka göre bir o kadar da ekonomik.

Alp dağları üzerinde kaybolmanız neredeyse imkansız. Bölgenin tamamı bilgilendirici levhalar, yön ve mesafe gösterici tabelalarla donatılmış durumda. Bu özgürlüğün tadını çıkarırken yapmanız gereken tek şey yanınızda gereği kadar yiyecek bulundurmanız. Gerisi ise Alpler'de sizi beklemekte…

Alpler'de çok küçük oteller ve pansiyonlar da mevcut. Genelde bed&breakfast tarzı çalışan bu tesislerde gecelik ücret ortlama 45 euro. Yani yerden en az 2000 m. yükselikte İsviçrelilerin turizmden beklentisi hiç de küçümsenecek düzeyde değil.

Alpler'den aşağılara indikçe, yani biraz daha paranın merkezine doğru, bir başka İsviçre'yi görüyorsunuz.

Mesela Zürih bankacılığın kalbi, her tür renkte paranın çoğaldığı yer. Şehir sahip olduğu doğal güzelliğin farkında olarak turizm içinde yer almakta.

Şehrin merkezinde yer alan Zürih Gölü'nün üzerinde yüzlerce yelkenliyi görmeniz mümkün. 21 euro gibi bir ücretle şehrin tümünü iki saatte keşfedebilirisiniz ya da 24 euroya göl üzerinde bir gezinti yapabilirsiniz. Yine Avrupa'nın en büyük şelalesini görmek isterseniz 29 euro gibi bir ücret vererek şehrin merkezinden hareket edip üç saatte dönmeniz mümkün.

Kısacası şehirde para harcamak için her türlü altyapı hazırlanmış ve turizme açık bir hale dönüştürülmüş. En güzel örneğini şehir otelciliği anlamındaki başarısıyla da kanıtlamış durumda Zürih.

Şehrin dört bir yanında-yine bilgilendirici tabelalarla- istediğiniz oteli kolaylıkla bulmanız mümkün.

İsviçre turizm anlamında başarılarını paylaşma konusunda ise kararlı. Zürih kent merkezinde yer alan İsviçre Otelleri ve Turizmi Müzesi ile bunu tüm dünyaya göstermekte.

Girişin ücretsiz olduğu bu müzede İsviçre'nin 15. yüzyıldan bu yana turizm hareketlerini ve otelcilik alanındaki adımları tarihsel bir sırada görmeniz mümkün.

2007 yılının ilk altı ayı, İsviçre turizmi adına son 15 yılın en başarılı yılı olarak açıklandı(Neue Bürcher Zeitung; 23.08.2007).

İlk altı ayda geceleme sayısı 17,5 milyonu geçmiş durumda İsviçre'de, ki bu rakam 1993 yılından sonraki en iyi rakam olarak görülmekte. Bu rakamın içinde % 5,9 gibi bir artışla Doğu Avrupalıların yer aldığı belirtilmekte.

İsviçre otellerinde konaklayan yabancılar arasında ilk sırayı Almanların aldığı ve 2,8 geceleme ile İsviçre turizmine katkı sağlamakta.

Geçmişimizde yaşanan bir futbol maçından geriye kalanlarla Türkiye'yi tanıyan, sözde Ermeni soykırımı konusunda akıl almaz tutumları ve yasaları ile Türkiye'de nefret toplayan İsviçrelilerin turizme bakışı konusunda benim gözlemlerim bu şekilde.

Dünya'da en çok Tibetlinin yerleştiği (Tibet dışında) ve inançlarını özgürce yaşadığı tek ülke olan İsviçre'nin hoşgörüyü ve tarihe saygısını aynı şekilde Türkiye'ye göstermesi turizm hareketlerinde başarısı kadar önemli olsa gerek diye düşünüyorum.

Her ne olursa olsun İsviçre'nin turizme katkılarını görmezden gelmek ve yapılanlardan ders çıkarmamak bizler adına bir kayıp olur diye düşünüyorum.

İsviçre'nin doğal güzelliklerinden geriye kalan bir tarafımız olmadığını kabul edersek mevcut artılarımıza artı katmak amacıyla bu ülkenin turizm gelişimine odaklanarak dersler çıkarabilmeliyiz.

Çıkarımlar gerçekleştirecek insanlar ise her seferinde biz yazarlar ya da araştırmacılar değil, turizm gelişiminin başında yer alan siz değerli politikacılarımız olsa gerek diyorum.

Haklı mıyım ne dersiniz?

Sevgilerle


Resimleri büyültmek için üzerlerine tıklayınız.

www.volkanaltintas.com


Volkan Altıntaş'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net