ARTIK HAREKET ZAMANI


Volkan ALTINTAŞ
Akdeniz Üniversitesi Araştırma Görevlisi
Bonn Üniversitesi Junior Fellow

v.altintas@uni-bonn.de
www.volkanaltintas.com

14.11.2007

Volkan ALTINTAŞ Türkiye alarmda. Terörle yatıyor, terörle kalkıyoruz. Ha bugün ha yarın derken gerçekleşecek operasyonun ayak sesleri ise geliyor. Kimilerine göre çok geç kalmış bir karar, kimilerine göre ise zamanlama olarak bundan daha uygunu yok. Önümüz kış ama ülkemizin güneydoğu sınırında bir hareketlenme olacağı kesin. Ülke içinde teröre lanet doruk noktasında. İnsanlar tek yürek bu işin artık sonlanmasını istiyor. Yazımı kaleme alırken bile Güneydoğu'dan şehit haberlerini alıyor olmak işin en üzücü tarafı. Kısacası son bir aydır gelişmeler Türkiye'den böyle ama benim uzun zamandır üzerinde durduğum bir başka nokta var ki bu olayın ciddiyetine varan hükümet bunu yüksek sesle seslendiriyor. O da terörün yurtdışı bağlantıları. Son üç yıldır yirmiye yakın ülkede onlarca toplantıya katıldım. Gittiğim her ülkede de Türk vatandaşlarımızla tanışıp onların sıkıntılarını birebir duymak istedim. İspanya'dan, Litvanya'ya, Yunanistan'dan Finlandiya'ya kadar, Avrupa'nın geniş coğrafyasında gördüklerimi kaleme alıp bazı notları kendime sakladım. Ancak bu notlardan bazıları var ki şu an içinde olduğumuz durumun Avrupa bağlantılarını ele veriyor. Örnekler çok. Yazılarımı takip eden değerli okuyucularım hatırlayabilir bu örneklerden bazılarını. Stuttgart'ta kültür günü organizasyonu içindeki Pontus haritasının Türkiye'nin kuzeyini içermesi ve bu bölgeyi tanıtıcı stant açılması; Litvanya sokaklarında Türkiye karşıtı grup ve oluşumların faaliyetleri, Selanik'te yine Pontus hareketi ile bölücü terörün uzantıları; Helsinki sokaklarında Finlandiya hükümetinin teröre açık destek vermesi ve Almanya'da Türkiye tanıtım afişlerine çok yakın bir alanda Türkiye'nin Dünya Af Örgütü'nce işkenceci bir ülke olarak gösterilmesi vs., vs… Elimde daha bir çok örnek yer, saat ve detaylarıyla var. Bunu hemen her Avrupa ülkesinde görmemiz mümkün. Bugüne kadar bu işin asıl kökünün buralarda olduğunu bilen ancak elinden fazla bir şey gelmeyen hükümetlerimizin ilk başarısı terör örgütü listelerinde bu bölücülerin yer alması oldu. Oldu ama sonuç getiren bir hareket olmadı maalesef. İstediği şekilde terör örgütleri Avrupa'da Türkiye karşıtlığını sürdürmeye devam ettiler ve hala ettirmekteler. Sözde haritalar, örgütlere toplanan yardımlar, vatandaşlarımıza yapılan akıl almaz baskılar. Tüm bunlar terör örgütleri listelerinde yer alan örgütlerin Avrupa sınırları içindeki faaliyetlerden bazıları. Türkiye Cumhuriyeti, 2007 yılını turizm anlamında beklediğinin üzerinde bir başarı ve umutla kapatıyor. Bu umut gelecek yıllarda Türk turizmini dünyanın ilk beş ülkesi arasına sokma umudu. Yapılan tüm yatırımlar, destekler ve yönlendirmelerde tek amaç Türk turizmini daha ilerilere taşımak. Bakanlığımızın bu konuda 2006 ve 2007 yılındaki çalışmaları da dikkatlerden kaçmıyor. Ancak burada bir eleştirim olacak ki bu da ülke tanıtımını dolaylı ya da doğrudan sekteye uğratan bölücü hareketlerin Avrupa'daki Türk imajı ve Türk turizmine bıraktığı derin yaradır. Biz ne kadar paralarımızı tanıtım için dünyanın dört bir yanında harcayalım, kafalarda az ya da çok yerleşmiş ön yargıları unutmadan, insanların gözlerine hitap eden ülkemizin güzelliklerine Avrupalıların hayranlığı fazla uzun sürmeyebilir. Siz tanıtım stratejisi içinde bu bölücü faaliyetlerin olumsuz hareketlerini, engelleyici duruşlarını engelleyemedikten sonra tanıtım bütçemizin geri dönüşümü çok ama çok düşük olacaktır. Bir yandan metro istasyonlarında tüm insanların görebileceği yerlere Türkiye'yi tanıtan afişlerimizi koyun hemen ileride yürüyen merdivenlerde insanlar sokaklara çıkarken Türkiye'nin işkenceci bir ülke olduğunu anlatan dev bir afiş olsun. İşte, tanıtım bu değildir. Tanıtım için sürekli takip ve lobi gereklidir. Yap-Boz olayı ile tanıtımın sürdürülebilirliği darbe alacaktır. Buradan yetkililere seslenmek istiyorum. Türkiye'nin yurtdışı tanıtımında acaba terör örgütü faaliyetlerinin etkisi ne kadar dikkate alınıyor? Bu alanda bir çalışma ya da rapor var mı? İddia ediyorum ki bu süreçte yakın takiple etkin tanıtımın sağlanması Avrupalıların kafalarının daha fazla karışmasına engel olacaktır. Türkiye'nin tanıtımına engel olmak isteyenler çok yakında daha fazlalaşacak. Bu çok açık bir gerçektir. Umarım Bakanlık yetkililerinin Avrupa teşkilatlarında bu soruna çözüm bulma amaçlı girişimler kısa zamanda başlar. Harekete geçmenin tam zamanı..ç 2007 yılı Türkiye Cumhuriyet tarihinin en yoğun gündemli yıllarından biri oldu. Seçim, cumhurbaşkanlığı tartışmaları, sivil anayasa, sözde ermeni soykırımı tasarıları, referandum ve son olarak sınır ötesi operasyon tartışmalarıyla yıllardır ülke gündeminde çıkmayan terör belası. Her kim ki Türk turizminin sınır ötesi bir operasyon sonuçlarından etkilenmeyeceğine inanır bir yanlışlığa düşer. Türk turizmi bu gelişmelerden olumsuz etkilenecektir. Ancak benim buradaki tezim, bu olumsuzlukların daha da katlanmasını engellemek üzere Türkiye'nin hangi şartlarda, nerelerde ve nasıl tanıtıldığının daha yakından izlenmesi gereğidir. 2008 tanıtım stratejimizin bu gelişmelerin dikkate alınarak sürdürülmesi önemlidir. Sevgiyle kalın.

Volkan Altıntaş'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net