EU TURKEY MONITOR
VOLKAN ALTINTAŞ, Junior Fellow
Bonn University
Center for European Integration Studies (ZEI-C)
v.altintas@uni-bonn.de
18.10.2006
3 Ekim 2005 tarihinde, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında müzakere
sürecinin başlamasıyla birlikte Bonn Üniversitesi olarak bu konuda neler
yapabileceğimiz konusunda çeşitli fikir alışverişlerinin ardından
“ZEI EU TURKEY MONITOR” adlı yayınımızın ilk sayısını müzakere süreciyle
birlikte başlatmış olduk. Yılda üç kez çıkardığımız yayınımızda Avrupa
Birliği Komisyonu üyelerinin görüşlerinden politikacılara, sivil toplum
örgütlerinden gazeteci ve akademisyenlerin paylaşımlarına kadar çeşitli
yelpazelerde AB-Türkiye konusunu tartışmaktayız.
Burada hedeflediğimiz Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde bir izleme
süreci yakalamak ve bu süreçte ortaya çıkan paylaşımları ilgili taraflarla
paylaşmak. Nitekim ilk sayımızla birlikte bu süreci izleme konusunda kararlı
olduğumuza dair ipuçları verdik. 2006 yılının ilk günleriyle birlikte biraz
daha hızlanan müzakerelerin ilk adımı olan tarama süreci tüm hızıyla devam
etmekteydi. Bu süreçte yaşanabilecek ilk sıkıntının Kıbrıs konusunda
olacağı gayet açık ve net olmasına rağmen politikacılarımızın Türk halkında
her şeyin yolunda gittiği izlenimi yarattığı da gözlerden kaçmadı. Bu süreç
Haziran ayının başlarına kadar devam etti ve fiili müzakerelere geçilmesi
anlamında sıkıntılar kendini hissettirmeye başladı.
Yaz aylarında ise yaşanacakların farkına varan politikacılarımız, sanki
daha önce yaşanması muhtemel görünmeyen gerçeklermiş gibi ya da ülke
halkının bazı gerçekleri görmediğini düşünerek AB konusunda tam anlamıyla
bir U dönüşü gerçekleştirdi. Bundan sonraki süreçte yaşananlar ise sadece
karşılıklı diyaloglar, sen-ben kavgası ve bir kopuşun başlangıcı idi.
Gelelim bu güne. Kıbrıs konusunda bir tren kazası bekleyen Avrupa ve
bizler, hiç beklemediğimiz bir anda Fransa’nın akıl almaz Ermeni yasası
ile şoka uğradık adeta. Kasım ayının ilk haftalarında yayımlanacak olan
Avrupa Komisyonu’nun Türkiye raporu öncesinde AB-Türkiye ilişkileri en
gergin günlerine bu şekilde ulaştı.
Bu sürecin ayrıntılarından çok, sürecin devamı ya da kesilmesine
ilişkin öngörülerde kaybedenin tek taraf olmayacağı muhakak. Ancak bu
ilişkide bundan sonra neler bizi bekliyor olabilir acaba? Geçen hafta
Alman siyasetçilerle yaptığımız kısa toplantıdan çıkan sonuç, 2007 yılında
Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını üstlenecek Almanya’nın bu konuda kilit
bir ülke olduğu. Varılan gerginliğin farkında olan taraflardan biri olarak
Almanya, 2007 yılı itibariyle Avrupa Birliği Anayasası'nı tekrar gündeme
getirmeye hazırlanıyor. Almanya’nın başkanlığında genişlemenin etkileri,
bundan sonraki genişlemenin ne şekilde olması gerektiği ve AB’nin hazmetme
kapasitesi önemli tartışma konularından biri olacak.
Tüm yaşananların daha net görüldüğüne inandığım, kısacası birbirine yalan
söyleme şansı kalmayan bu ilişkinin geleceğini kestirmek çok kolay değil.
Uzun bir süreç olduğunu söylemek ise oldukça gerçekçi. Haziran ayındaki
Zirvenin ardından Hırvatistan’ın müzakere sürecinde önümüze geçmesi ve en
azından 2012 yılından önce tam üyelik konusunda iyimser bir tablo
olmamasına rağmen, yakalanan bu fırsatın iyi değerlendirilmesi halinde
olumlu getirilere sahip olacağımıza inanıyorum. Yaklaşık bir asırdır
harekete geçmiş olan Ermeni diasporasının karşısında durma şansından
gerçek Türkiye imajını ortaya koyma çabalarına, Türk halkının insanca
yaşam hakkından bilinçli, eğitimli Türk gençliğinin dünya sahnesinde
yerini almasına kadar tüm yapılacaklar bu ülkenin hanesine artı olarak
yazılacaktır.
Başta bahsettiğim yayınımıza gelirsek. 2006 yılının son sayısı AB ve medya
üzerine olacak.2007 yılında Almanya’nın Dönem Başkanlığı, Türkiye’deki
seçimler ve Euro-Turks adlı sayıların ardında AB-Türkiye ve turizm
içerikli sayımıza yer vermeyi planlıyoruz.
Not: İlgi yayınımızı www.zei.de
adresinden online olarak bulmanız mümkün.
Volkan Altıntaş'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
|