Stuttgart'ta Kültür Günü
Volkan ALTINTAŞ, Junior Fellow
Bonn University
Center for European Integration Studies (ZEI-C)
v.altintas@uni-bonn.de
07.11.2006
Her yıl Kasım ayının ilk Pazar günü Stuttgart'ta kültür günü.
Stuttgart Volkshochschule(bizdeki halkevleri seklinde bir örgütlenme)'nin
üstlendiği bu organizasyon, on dört senedir aralıksız olarak
gerçekleşmekte.
Bu sene Stuttgart VHS tarafından davet edildiğimiz bu etkinlikte
birbirinden farklı kültürleri biraz daha yakından tanıma fırsatı elde etmiş
olduk.
Türk folklorundan Şili'nin doğal güzelliklerine Hırvat yemeklerinden Kore
danslarına kadar farklı bir o kadar da ilginç tanıtımların yapıldığı
organizasyona katılım hayli yoğundu. Yaklaşık 51 standa yer verilen
organizasyonda bazı ülkelerin turizmini ön plana çıkaran tanıtımları
katılıcımlarca ilgiyle izlendi. Özellikle Orta ve Güney Amerika
ülkelerinden Venezuella, Kolombiya, Meksika ve Bolivya'yı tanıtan turizm
filmlerine Almanların katılımı dikkat çekiciydi. Almanya'dan son yıllarda
bu bölgeye giden turist sayısındaki artışın sebebini bir şekilde anlamak
mümkündü.
Afrika'yı temsil eden bir grubun Türk olduğumuzu öğrendiğinde sıcak
tavırları yanında güne damgasını vuran olay ise Türkiye'nin 2006 tarihi
itibariyle Avrupa'da geldiği son noktayı acı bir şekilde bir kez daha
gözler önüne serdi.
Bundan yaklaşık bir ay önce Avrupa Parlamentosu'nda görüşülen Türkiye
raporu içine dahil edilmeye çalışılan Pontus ve Süryani soykırımı adı
altında yeni ve akıl almaz iddiaların ortaya atıldığı bu ortamdan hemen
sonra Avrupa'nın göbeğinde bir kültür gününde Pontus Rumlarının bir stant
açtığını duyunca önce pek şaşırmadım açıkçası. Ancak stantın yanına
geldiğimde Türkiye haritası üzerinde Karadeniz Bölgemizi ve hatta
Anadolu'nun içlerine kadar kendi kafalarınca izah etmeye çalıştıkları bir
haritayı gördüğüm zaman bu anı ölümsüzleştirip yetkililerin dikkatine
sunmaya karar verdim. Üzülerek gördüğüm bu olayın şoku ile kültür günü
içinde Türk gruplarının stantlarına hareket ettim. Bu çirkin olayın hemen
arkasından Alman-Türk Toplumu standında ise bambaşka bir duruş ve gururla
karşılayan Ayla Hanım, beni inanılmaz duygulandırdı. 68 yaşında ve 42
senedir Almanya'da yaşayan Atatürkçü, çağdaş ve ülkesine bağlı emekli
öğretmen Ayla Belentepe. Kendisi ile az önce gördüğüm duruma ilişkin bir
değerlendirme yaptığımızda kendisinin bu güçlere karşı koyduğu 42 senelik
mücadeleyi görmek başka bir heyecan başka bir gururdu.
Günün sonunda Türk folklor ekibini alkışlayan bizler, yani Avrupa'daki
gençler…
Ermeni soykırımı(!), Kıbrıs sorunu, asker-sivil ilişkileri, AB-Türkiye
ilişkileri, turizmde patlayan bombalar ve sonu gelmez problemler,
sıkıntılar ve çıkmazlar. Türk Gençliği hala dimdik ayakta ve
sorumluluklarının bilincinde. Ne var ki yarım asırdır bizleri bilimden,
tartışmadan ve sorumluluk almaktan çıkaran, sorgulamayı bırakıp kendi
kendimize avutmaya çalışan, sonunu hiçbir zaman kestiremediği yollara
çıkmaya alışık bizlerin, bir kültür gününde kafalarımızın karışması da çok
garipsenecek bir durum olmasa gerek.
Ey Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, konsolosluk
çalışanları ve dış temsilcilerimiz. Artık kaybedecek zaman kalmamıştır.
Gelinen noktada savunulmaz bırakılmak istenen, her şeyi kabule zorlanan
bir Türkiye istemiyoruz. Gereken önlemlerin alınması konusunda maalesef
yetersiz kalındığını, bir vurdum duymazlık örneği yaşandığını önceki
yazılarımda olduğu gibi, bir kez daha vurgulamak istiyorum. Tarikatlara
teslim olmamış, işini yapan ve Türkiye'yi her platformda temsil edebilecek
bireylere ihtiyaç var. Gelinen nokta açık ve net.Yoksa Ermeni soykırımı(!)
ve benzeri konular gün geçtikçe önce Avrupalıların bu konuda
şırıngalanmasına, ardından da Türkiye'nin her platformda sıkıştırılmasına
devam edilecektir.
68 yaşındaki Ayla Hanım savaşmaya hazır ya sizler?
Volkan Altıntaş'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
|