TURİZM MASTER PLANI VE PİYASA GERÇEKLERİ
Zafer Cengiz Turizm Uzmanı - İşletmeci
15.05.2005
Türkiye turizm sektörünün gelişimi karşısında artık net bir şekilde su
yüzüne çıkmış olan dengesizliklerin giderilmesi, nihayet aktif
gündemdedir. Hızlı gelişme ile birlikte giderek yoğunlaşarak yaşanan
çarpık gelişmelerin getirdiği randımansızlık ve kaynak israfları, tüm
kesimleri aynı ortak görüşte birleştirmiştir. Sektördeki tüm aktörler
"Turizmde planlı gelişim sağlanmalı" konusunda hemfikirdir.Daha önce
yeni sektörün heyecanına kapılarak sürekli olarak gündem dışına itilen
planlama ihtiyacı, artık bölgesel ve ülkesel düzeyde bir özlem
niteliğinde gündeme oturmuş durumdadır.
Oysa turizm planlaması, 1970'lerden bu yana Türkiye'nin kullanmaya başladığı bir
araçtır. Önceleri yabancı uzmanlara yaptırılmış olan birkaç planlama
çalışması ve Kemer Bölgesinin planlandığı "Güney Antalya Projesi"
deneyiminden sonra, 1975'te Turizm Bankası bünyesinde kurulan
"Fiziksel Planlama Gurubu" ile tüm Ülke çapında ciddi ve kapsamlı bir
şekilde Türkiye'nin Planlanması çalışmalarına başlanmıştır. Bugün içinde
bulunduğumuz eksiklik ve aksaklıkların daha iyi anlaşılması ve sorunlara
tutarlı teşhisler konulması için, söz konusu çalışmaların gelişimine kısa
bir göz atmakta büyük yarar var.
Eski planlar bölgesel ölçekte kaldı ve uygulama şansı bulamadı;
Devlet tarafından yeni gelişecek bir sektörün ekonomik planlamasının
çağdaş teknik kriterlere uygun olarak yapılması, bu planların kesinlikle
uygulanacağı anlamına gelmemektedir. Hele ki eski haliyle elinde yeterli
yetkiler olmaksızın "ricacı Bakanlık" sıfatı taşıyan Turizm Bakanlığı'nın
üretmeye başladığı Planlar, o tarihlerde mevcut potansiyelin tespiti ve
tavsiye niteliğindeki olası gelişmeleri doküman haline getirmekten öteye
gidememiştir.
Birçok yöre ve alt-bölgeler itibariyle yapılan planlar ile meşhur
FPG-Sarı Ciltli Raporları hızla hazırlanmış ve en şanslısı bazı imar
planlarına teknik veri olabilmiştir. İmar Bakanlığı bile bu çalışmaları
ancak tavsiye olarak ele almış, planlar uygulama imkanı bulana kadar
bölgenin mevcut teknik verileri ve özel şartlarının hızla değişime
uğraması sonucunda da kadük hale gelmiştir. Bu tarihlerde Turizm Bankası
bünyesinde Bakanlığa bağlı olarak Bölgesel Planlar yapılırken, Bakanlık
bünyesinde de paralel bir şekilde ülkesel plan arayışına girilmiştir.
1980 dolaylarında "TAP-Turizm Ana Planı" adı altında başlatılan çağdaş ve
teknik çalışmalar bu günün ihtiyacı olan Master Plan çalışmasının ta
kendisi idi. Ancak başladıktan sonra 5-6 yıl boyunca Bakanlık gündeminde
kalabilen söz konusu çalışma, yoğun Bakan ve İktidar değişiklikleri ile
erozyona uğrayarak, zamanla gündemden düşmüştür. Özal dönemi arazi
tahsisi ve yatırım teşviklerinin genel ve yaygın bir karakterde devreye
girmesi ile birlikte, Sektör kamçılanmış ve 1985'ten itibaren Plansız
bir ivme ile çarpık gelişme sürecine girilerek bu günlere gelinmiştir.
Zamanın iz bırakan deyişi ile "Plan değil, Pilav gerek" politikası son
20 yıldır yaşanmış ve pilav kazanı acımasızca kaşıklanmış,
kepçelenmiştir. Bugün ise turizm sektörünün hızla gelişmiş olmasına
rağmen ekonomik istikrar ve randıman yönünden kimse durumdan memnun ve
gelecekten tam anlamıyla ümitli olarak gözükmemektedir.
Günümüzde bakanlık Yetkili; fakat etkili olma ortamı bulabilir mi?
Bugün için Sektörde şartların çoğu baştan aşağıya değişmiştir.
Özlenilen verimlilik ve etkenlik olmasa da Sektörün mevcut gelişme
ölçekleri ve dinamikleri planlama sürecini her geçen gün daha
güçleştirmektedir.
Değişen şartlar kapsamında daha da zor bir engel; son yıllarda devletin
küçülme ve aktif ekonomiden el çekme Politikasıdır. Nitekim, Turizm
Bakanlığı sonradan yapılan Yasa değişiklikleri ile kendisine verilen
"Turizm alanı ilanı ve kamulaştırma" gibi yetki silahlarını yaygın ve
etkili bir şekilde kullanmamaktadır. Özellikle son 10 yıldır gelişen
piyasa baskılarının sonucu olarak Bakanlık, nihayet
"Turizm Master Planı'na İlişkin Bakanlığımız Yaklaşımı" başlıklı bir
metni web sitesinde yayınlayarak planlama konusundaki mevcut eğilim ve
görüşlerini somut olarak ortaya koymuştur.
Bakanlık görüşleri metninin genel değerlendirmesinde; Daha çok akademik
bir araştırma projesinin yöntem bildirgesi hüviyetinde olan bu dokümanın
teknik eleştirilerini ekonomi ve planlama uzmanlarına bırakarak piyasa
gereklerinden pratik olarak ne kadar uzak kaldığı konusunda birkaç önemli
hususun altını çizmek ihtiyacını duyuyoruz.
Üç aşamalı (1-Envanter hazırlama 2-Konsept geliştirme 3-Strateji
geliştirme) olarak öngörülen TÜMAP çalışmasının yurt ölçeğinde
başlatılarak elle tutulur hale gelebilmesi en az 3 yıllık bir zaman
alacaktır. Oysa sektörün gerçek ihtiyacı, geçmişte kaybedilen asgari
5-10 yıllık önemli zamanı kazanabilmeye yöneliktir. Bugün için genel
kabul gören önemli stratejik konularda acil eylem planlarının hiç vakit
kaybetmeksizin devreye sokulabilmesi hayati önemler taşımaktadır.
Son yıllarda piyasaya "Her şeyi devletten beklemeyin, piyasa olarak
birleşerek güçlenin ve kendi tedbirlerinizi kendiniz alın" diyen devlet
politikasının bugün turizme özel olarak "Bekleyin de size bir TÜMAP
hazırlayalım" demesi hiç de gerçekçi gözükmemekte ve büyük bir çelişki
yaratmaktadır. Merkeziyetçi ve hantal bir planlama modeli yerine, geniş
çapta sivil toplum kuruluşları ve yerel inisiyatifler ile organik bir
işbirliği içinde geliştirilebilecek bir model ile yaygın ve etkin bir
planlama sürecine girilebilmesi mümkündür. Bu noktada "kritik yöreler"e
verilebilecek olan öncelikler de büyük çapta planlama randımanı
sağlayacaktır.
Planlama statik bir çalışma değil, dinamik ve sürekli bir yapı
gerektirir; Mevcut durumda; Moda deyimiyle "Turizmin devlet politikası
olarak benimsenmesi" kavramına dayalı bir bütünsel planlama ve
devlet-özel sektör uyumlu işbirliği-dayanışma ortamına ihtiyaç olduğu
kesin olarak benimsenmektedir. Bu bir gerçeklik haline geldiyse
yapılması gereken "randımanlı bir planlama modeli ve buna bağlı
politika-stratejiler" üreterek uygulamaya sokulabilmesinin teminidir.
Bu yöntemin geliştirilmesinde temel tercihin ise günün şartlarına uygun
olarak tepeden inme bir model yerine, piyasa aktörlerinin de
tam katılımı ile geliştirilecek bir "dinamik planlama" tarzı olduğuna
inanıyoruz.
Planlamanın amaç değil bir araç olduğundan hareketle temel amacın
sektörün gelişmesinin temini olduğu temel gerçeğine en kısa yoldan
erişilmesinin yol ve yöntemleri bulunmalıdır. Bu şekilde kurulacak bir
planlama modelinin de kesintiye uğratılmaksızın sürekli olarak piyasa
şartlarında verimli bir şekilde çalışmasının baştan hedeflenmesi
gerekmektedir. Ana yöntem olarak önerimiz; Yerel inisiyatiflerin kendi
ihtiyaçlarını ve hedeflerini belirleyebilecekleri bir yapı oluşturularak
devletçe entegre edilecek temel prensip, politika ve strateji
entegrasyonu ile onay ve desteğinin alındığı kararların karşılıklı ve
bilinçli olarak uygulamaya sokulmasıdır. Belediyeler başta olmak üzere,
günümüzde önem kazanan Yerel Yönetim ve STK'ların önlenemez yükselişi
karşısında, güncel şartlarında akıllıca yöntemin, katılımcı planlama ve
uygulama sürecini oluşturmak ve yaşatmak olduğu kuşku götürmez bir
gerçektir.
Piyasa koşullarına ve ihtiyaçlarına uygun bir model acilen
geliştirilmeli;
turizm sektörünün mevcut gelişimi herkesi memnun ettiği ölçüde,
Türkiye turizminin henüz gelişmenin başlangıçlarında olduğunun idrakinde
olanları aynı ölçülerde tedirgin etmektedir. Bugüne kadar kaybedilen
zaman ile birlikte aynı randımansızlıkların gelecekteki gelişmelere de
bulaşabilmesinin kayıpları ülke ölçeğinde daha da büyük olacaktır.
Sektördeki eksiklikler, aksaklıklar ve çarpıklıkların giderilmesi
yönünde atılacak her tutarlı adımın turizmin ünlü çarpan etkisi ile
katmerli olarak geriye döneceği artık aşikardır.
Turizm planlamasında bugün atılması gereken adımları özetlemek gerekirse;
1] Geçmişten de dersler alarak günümüz şartlarına uygun sağlam
planlama Modellerini hızla tartışarak geliştirelim, asgari müştereklerde
buluşarak uygulamaya sokalım.
2] Devlet ve özel sektör ikilemi içinde karşılıklı rolleri
tereddütlere yer bırakmayacak şekilde yerine oturtalım, gerçekçi olmayan
tutum ve beklentiler içinde kısır döngülere düşmeyelim.
3] Yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını doğrudan turizm
sektörünün vazgeçilmez birer aktörü olarak aktif bir şekilde planlama
sürecine ve sektöre katılımlarını sağlayalım.
Genel değerlendirmede gözüken, çağdaş gereklere ve gelişmelere ayak
uydurmadığımız sürece sosyal, ekonomik ve kültürel hayatın özgün bir
biçimi ve parçası olan turizmi gerçek hayattan soyutlama ve ayrı bir
parselde karantinaya alırcasına çözümleme ve halletme hastalığının
sonuçlarına katlanmaya devam edeceğiz.
Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|