www.turizmforumu.net



TÜRKİYE TURİZMİNİ KALKINDIRMA ÇERÇEVESİ


Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr

30.12.2005

Türkiye turizminin başarılı karnesine rağmen "hal ve gidiş notu"nun diplere vurmakta olduğu şu günlerde, genelde tüm aktörlerin ortak bir görüşe ulaştığı söylenebilir. İçinde düşülen ortamdan mutlu olmayan herkesin "tıkanıklıkları çözmek için ne yapmalı?" sorusuna aktif bir şekilde cevap aramak üzere kendi çapında arayış ve çabalara girdiği izlenmekte, ancak bu durum şimdilik sadece "reel sektör" kapsamında kalmakta ve gerek hükümet-meclis çalışmaları gibi üstyapıya, gerekse de genel kamuoyu altyapısına yansımamış durumdadır. Oysa ülkenin içinde bulunduğu ödemeler dengesinde mevcut katkılarının yadsınamayacağı bir kesitte, hızla toparlanabilecek bir turizmin ne düzeyde ilave katkılar sağlayabileceği konusu henüz çalışılmamış ve idrak de edilmemiştir.

1) Türkiye Turizmi mevcut potansiyelinin ne kadarını hangi randımanla kullanabilmektedir?

2) Geleceğe dönük gelişim sürecinde aşılması gereken darboğazlar ve stratejiler nelerdir?

Bu soruların üzerinde sürekli olarak çalışılması, mikro ve makro ölçeklerde cevaplarının bulunması için üzerinde tepinilmesinin zamanıdır. Böylece, bugüne kadar içi boş bir vaat niteliğinde algılanan ve ciddiye alınmayan "Türkiye turizminin potansiyeli" gerçek hedef olarak ele alınabilecek ve yıllardır ihtiyaç olan tedbirlerin hızla devreye sokulabilmesi ile de kendini ispatlayacaktır.

Bugün sektörel inisiyatif, artık kendi yağı ile kavrularak kendi başının çaresine bakacak şekilde arayış ve eylemlere girişmiştir. Turizm Bakanlığı, kendisine verilmiş resmi görev olan yatak yaratma ve sektörü geliştirme hedefi doğrultusunda, var gücüyle gayret ederek arazi tahsis çalışmalarına devam etmekte, tanıtma bütçesini geçen yıla göre ikiye katlamaktadır.

Yıllardır ihtiyacı olan yasal desteğe kavuşamamış otelcilerin federasyon formulü ile dernek hüviyetinde de olsa birlikteliklerine hala devam edebilmesi sevindiricidir. Sıcak bir cephede savaş veren Antalya Bölgesi, turizmin sıradışı etkisi altında karşılaştığı sorunları çözebilmek üzere ele aldığı "turizm master planı" yapabilme konusunda karşılaştığı yasal yetki ve mali kaynak engellerine rağmen, inatla teknik detaylarda çalışmalarına devam etmektedir. Örnekleri çoğaltılabilecek olan bu tablonun ortak noktalarını sergilersek;

1) Turizmin aktörleri mesleklerinin değerini bilmekte ve geleceğe dönük ümitlerini sürdürmekte,

2) Herkes kendi kulvarında gayretlerini esirgemeyerek elinden geldiğince çalışmaktadır.

Fakat, turizm endüstrisi gibi karmaşık ve güç bir mekanizmada, hele ki artık turizmde iddialı olamayacak nitelikteki ülkelerin bile turizmi stratejik bir ekonomik silah olarak ele almaya başladığı dünya şartlarında, iyi niyet ve dağınık çabaların hiçbir ihtiyacı karşılayamayacağı açıktır. Hızla gelişen ve yine çok hızlı olarak değişen piyasa işleyişinde, aslanların ağzından lokma kapabilmek için yepyeni yaklaşımların ve çağdaş bilgi ile teknolojinin devreye girebilmesi şarttır. Bunun da ön koşulu, gereğine uygun bir örgütlenme ve donanımlı atılım ortamlarının oluşabilmesidir.

Diğer yandan "toparlanmak için ne yapmalı?" sorusunun net ve açık cevapları da artık devlet sırrı olmaktan çıkmış ve özellikle altını çizerek ortaya koyabileceğimiz iki ayrı kaynakta keşfedilmeyi ve üzerinde kısa bir değerlendirme yapılarak idrak edilmeyi beklemektedir. Bunlardan birincisi, rakip ülkelerin ne yaptıkları olup özünde değişen koşullara adapte olarak etkinlik kazanmak için yaptıkları örgütsel rötuşları ve önem verdikleri paylaşımcı proje yönetimi kavramlarıdır. İkinci kaynak ise dünya çapında turizm gelişmelerini inceleyerek yorumlayan gerçek turizm uzmanlarının verdikleri tavsiye ve yazdıkları reçete raporlarıdır. Son 30 yıldır içte edinilmiş olan birikimin ötesinde, söz konusu iki kaynaktan toparlanarak edinilecek bilgi ve yönlendirmeler bile yola çıkmak için gerekli ışığı sağlayabilecek haldedir. Bu tavsiyelerin özünü dile getirmek gerekirse;

- Turizme sürekli bir Devlet politikası ile öncelikli bir stratejik sektör olarak ele alarak yaklaşın,

- Bu kapsamda gerekli örgütsel değişiminizi yaparak kamu-özel sektör organik işbirliğini kurun,

- Bölgesel gelişmede yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarını aktif olarak devreye sokun,

- Ülkesel ve bölgesel hedefleriniz ile yöntemlerinizi tayin etmede, bilimsel araçları kullanın,

- Yaygın bir araştırma-geliştirme ile doğru bilgi toplayıp stratejik planlama yaparak uygulayın

- Kaynaklarınızı sürdürülebilir turizm odaklı, verimli ve etkili bir şekilde kullanmaya özen gösterin.

Burada kısıtlı bir makale ortamı ve iki sayfa içerisinde, turizmi kurtarmak üzerine kapsamlı bir ahkam kesmek amacımızı ve haddimizi aşacağı için, sadede gelerek öncelikli olarak teşhis ettiğimiz ana konumuz üzerine odaklanalım.

Kanımızca, toparlanma atılımlarına girilebilmesi halinde, gündeme alınması gereken en kritik başlık ÖRGÜTLENME olmalıdır. Zira, hedef ve prensiplerin belirlenmesi ve düzeltilmesi eylemleri, mekanizma içindeki değişkenler halindedir. Bunları ortaya koyacak olan kadroların belirlenmesi ve işbölümü yapılması ile işleyişini yürütecek olan ilişkileri tariflemenin özeti olan "organizasyon" yerine oturduğu takdirde, prensipli ve azimli bir "yola çıkış" hareketi başlatılmış olacaktır. Nitekim, göç yolda da düzülebilir.

Turizmde mevcut yapının artık, hele ki değişen şartlar karşısında, ülke ihtiyaçlarına kesinlikle cevap verebilecek halde olmadığı, yıllar boyunca kanıtlanagelmekte ve her kesimce kabul edilmektedir. Devletin küçülmesi ve yönlendirici-denetleyici statüye oturabilmesi ile birlikte, inisiyatifin yerel yönetimlere ağırlıklı olarak kaydırılması ve sivil toplum örgütlerinin etkinleşmesi gibi kavramlar, artık turizmde yerine oturtulabilmelidir.

Yıllardır dile getirilen bu konuların bugün AB statüsü ve uyum çalışmaları kapsamında da aktifleştiği bir süreçte, daha fazla zaman kaybına tahammül ve gerek yoktur. Son haftalarda DPT'nin 9.Kalkınma Planı çalışmaları için yürüttüğümüz özgün çalışmalardan da destek alarak, burada ortaya koymakta yarar gördüğümüz ana başlıklar şunlardır;

1) ÜSTYAPI ÖRGÜTLENMESİ: Turizm endüstrisinin karmaşık yapısı ve işleyiş mekanizması, ne kadar yetkili ve etkili de kılınsa, tek bir bakanlık çatısı altında yönetilemeyişi gerçeğini birlikte getirmektedir. Bu bakımdan, ilgili sektörlerin ve tüm mekanizmanın geniş bir perspektifte ele alınarak yönetilebileceği bir görevlendirmeyi tarifleyen ve işleyişi mümkün kılacak olan "Turizm Çerçeve Yasası"na ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yeni yasa ile "turizmin devlet politikası" olarak kabulü de tescil edilebilecek, yetki-sorumluluk-yönetim süreçleri, hayati kaynak tarifleri ile birlikte, tam ve tereddütsüz olarak yerine oturtulabilecektir. Bu yaklaşımın paralelinde, Turizmi Teşvik Kanunu olan 2634'te de gerekli değişikliklerin yapılması, uygun görüldüğü takdirde "Turizm Şurası" gibi fonksiyonel kurumların aktifleştirilmesi eylemleri, tümüyle devreye sokulabilecektir.

2) SEKTÖREL ÖRGÜTLENME: Turizm endüstrisinde faaliyet gösteren tüm mesleki kurum ve kuruluşların dikey ve yatay düzeyde örgütlenmelerinin tamamlanarak, gerekli yasal donanımlarla desteklenerek sağlıklı ve etkin bir yapıya oturtulması işleminin tamamlanması zorunludur. Görev ve yetki alanlarının tariflenerek açıklığa kavuşması ile birlikte, mali kaynak engellerini de aşabilecek olan sivil toplum hareketi, demokratik işlerlik içinde gerçek üretken katkılarını koyabilecektir.

3) BÖLGESEL ÖRGÜTLENME: Bugüne kadar yeterince üzerinde durulmayarak henüz gündeme dahi alınamamış olan "Bölgesel Turizm Örgütleri" kavramı, çağdaş turizmin çok önemli ve etkin bir aracı haline gelmiş durumdadır. WTO bünyesinde açılan yeni bir departman ile yönlendirilen ve desteklenen bu kapsamda, son üç yıldır sürdürülen çalışmalarda 33 ülkeden tespit edilen 550 adet üzerindeki bölgesel sivil toplum kurumu arasına Türkiye'den hiçbir kurum girememiştir. Oysa çağdaş bir ürün niteliğinde olan "Bölgesel Kimlik" ön plana çıkartılarak ilgili yerel sivil toplum ve mesleki kuruluşları ile birlikte, Valilik-Kaymakamlık ve yerel Belediyelerin de katılımı ile hayata geçirilebilecek olan özgün bir örgütlenmenin yarattığı bölgesel sinerjinin başarı öyküleri, bunu uygulayabilen örgütler kapsamında, tüm dünya çapında geniş yankılar uyandırmaktadır.

4) ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ: Hem yukarıda kademeli olarak ele alınan sektörel örgütlenme basamaklarının aşılması hem de kurulan organizasyonların gereğince verimli olarak işleyebilmeleri için "olmazsa olmaz" niteliğinde bir ihtiyaç olan "yeni bakış açısı" edinmek gerekmektedir. Söz konusu kavramın içine "katılımcı demokrasi"den "insan hakları"na, 'çağdaş yönetim anlayışı'ndan 'uzlaşmacı ve paylaşımcı ticari piyasa mekanizması'na kadar birçok unsur girmektedir. Bir taraftan aklın yolu birdir diyerek, diğer taraftan tamamen bencilce davranışlar içinde kişisel, politik veya ticari kaygıların toplumsal çıkarların sürekli olarak önüne geçebilmesi şeklindeki uygulamalardan tamamen arınabilmek gerekmektedir. Çağdaş bilimsel prensipler ve teknolojinin akılcı kullanımı ile kurulabilecek olan düzenler ile aşılamayacak engel ve yapılamayacak iş yoktur.

Her ne kadar bu yaklaşım ve prensipler tüm toplum hayatı ve ülke ekonomisi için geçerli olsa da Anadolu'nun değerleri ile birleşen Türkiye'nin turizm potansiyeli "sektörel uygulama önceliği"ni her yönü ile ve fazlasıyla "hak etmekte"dir.

Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:


Sayfayı
Yazdır Kaydet
kapat


www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net