TURİZME "ÜVEY EVLAT" TEŞHİSİ
Zafer Cengiz Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
31.01.2006
Türkiye'nin turizm geçmişi pek uzun yıllara dayanmıyor. 1970'lerde
öncelikle devlet kesimi tarafından keşfedilerek gündeme getirilen turizm
sektörü, başlangıçta kamu kesiminde ilgi görerek planlama ve geliştirme
konusunda özgün çalışmalara başlandı. Bu kapsamda, özel sektöre konuya
girmesi için çıkarılan davetler ilk başta ciddi tereddütlerle
karşılanmış da olsa, 10-15 yıllık bir duraklama devresi ardından
1985'ten itibaren yapılan 1.Hamle ile oldukça hızlı yollar alındı.
1995-2000 döneminde bu gelişmenin meyveleri toplanarak, her kesimi pek
mutlu eden hasatlar ve hasılatlar yaşandı. Uluslararası platformda da
ilgi ve takdir toplayan bu gelişmeler ile Türkiye, pek çok turizm
kategorisinde çeşitli şampiyonluklar elde etti. Söz konusu atılımların
yararlı sonuçları son yıllarda azalarak devam etse de özellikle son beş
yıldır su yüzüne çıkmış olan bir gerçek tüm çıplaklığı ile karşımızdadır.
Türkiye turizmi kaydettiği hızlı gelişmeden yorulmuş ve karşısına çıkan
ağır sorunlardan bunalmış olarak her bakımdan kan kaybetmektedir.
Turizm endüstrisi içinde ekonomik faaliyet gösteren 38 alt sektörün
performansını doğrudan etkileyen ticari ilişkilerde, özellikle baş
aktörler önde gelmek üzere kimse durumdan ve gidişten memnun değildir.
Genelde 'bugünü kurtaralım da yarın Allah kerim' süreci içinde
faaliyetine devam etmeye çalışan turizm mekanizmasında, yakın ve uzak
geleceği şekillendirmek ve yarınlar için ümit besleyebilmek de gitgide
zorlaşmakta. Zira, dünyada turizm gelişmekte ve her şeye rağmen
Türkiye'nin büyük turizm potansiyeli, içine girdiği zor şartlar
karşısında bile gündemden düşmemektedir. Turizmde bugünler itibariyle
kotarılabilecek olan toparlanma sürecinin yarınlarda gitgide daha da güç
hale geleceği kuşkusuzdur.
Ülke turizminde geride bırakılan 30 yıllık deneyim yaşanarak gelinmiş
olan bu kritik kesitte, mevcut durum ve genel değerlendirme sonunda
kısa yoldan en çarpıcı olarak ifade edilebilecek bir teşhisi bugünlerde
koymakta yarar var. Ayrıntılara boğulmaksızın yapılacak bir geçmiş
gelişme analizi ile varılacak 'neden-sonuç' ilişkisinde, ortaya net bir
tablo çıkmaktadır. Türkiye, turizmi hala benimseyememiş ve bu yeni
endüstriye kaynaşamamıştır. Biraz geç de olsa konuya ısınmaya başlayarak
hayret verici getiriler elde etmeye başlayan özel kesim, bu defa kamu
kesimince yarı yolda bırakılmaktadır. Bu bakımdan, turizme adeta bir
"üvey evlat" davranışı gösteren Türkiye kamu ve özel kesiminin konuya
doğru bir teşhis koyarak kararlı adımların atılmasının sağlaması zorunlu
hale gelmiştir.
Gerçekçi olarak ortaya çıkan durumda; Genelde devletin küçülmesi ve
yerel yönetimler ile sivil topluma daha fazla sorumluluk verilmesi
politikasına girilmiştir. Ancak yasal boşluklar ve yetkisizlik ile
birlikte mali kaynaksızlık içinde kalan mekanizma tıkanmış ve çaresizlik
içinde kıvranmaktadır. Üstyapı örgütleşmesini tamamlayamayan turizm
aktörleri, üzerine düşen endüstriyel rol ve sorumluluklarını gereğince
yerine getirememekte, güncel politika ve stratejilerin üretimi mümkün
olamamaktadır. Devlet ile özel sektör arasında kurulması gereken
işbirliği ve işbölümü, hala bir geçiş dönemi sürecinde kalmakta ve somut
eksikler nedeniyle işlerliğe kavuşamamaktadır.
Oysa geriye bakıldığında, yakın ve uzak geçmişte niyetlenilerek 5 yıllık
kalkınma planları, yıllık uygulama programları, parti ve hükümet
programları gibi devlet belgeleri arasında yer almış olan birçok niyet
metinleri mevcuttur. Türkiye turizminin düze çıkabilmesi için gerekli
teşhis büyük ölçüde konmuş olsa da uzun süredir bir türlü köklü tedavi
sürecine girilememiştir. Bugün için ülke turizminin en önde gelen
engellerinin 'sektörel örgütlenme ve yasal boşlukların giderilmesi' ile
birlikte 'tanıtma ve pazarlama' olmasına rağmen, bu konularda aktif
gündem oluşamamaktadır. Bütünsel bir bakış açısı ile artık kemale
ermekte olan 'üvey evlat'ın mevcut hal ve gidişinin değerlendirilmesi ve
ciddi bir şekilde geleceğinin planlanması gerekirken üzerine birkaç
bayramlık giysi uydurularak sokağa kendi haline salıverilen bir öksüz
durumunda bırakılmaktadır. Her türlü dengeleri ve morali bozulmuş halde,
kendini sahipsiz ve çaresiz olarak hisseden üvey evladımızın geleceği,
hiç de iç açıcı gözükmemektedir.
Henüz 2004 başında 59. Hükümetçe ilan edilen "Turizmde 2.Hamle -2010
Vizyonu" programındaki hedeflere ulaşılması son bir yıldır saman alevi
gibi sönmektedir.
Mart 2002 itibariyle Hükümet Programında net bir şekilde vurgulanmış olan
"Türkiye markasının oluşturulması" konusunda halen somut ve sektörü
tatmin edici bir adım atılmamıştır. Ak Parti Programında çok özgün bir
cümle ile "Turizm sektörünün kurumsal ve yasal altyapısı
iyileştirilecek, Turizmde ürün çeşitliliğini artıran, öncelikleri
saptayan, yerel inisiyatifin katkısını sağlayan, ülkemizdeki turizm
envanterini çıkartan ve değerlendiren, yerel tanıtım için projeler
geliştiren 'Turizm Master Planı' mesleki örgütlerle işbirliği yapılarak
hazırlanacaktır" şeklinde yer alan planlama ihtiyacı ise halen tam bir
kaos ve belirsizlik sürecindedir. 1995-99
7.Beş Yıllık Plan kararı olarak hükme bağlanan "Turizm Teşkilat,
Otelciler Birliği, Deniz Turizm Birliği, Turist Rehberleri Birliği,
Pansiyoncular Birliği Yasaları" son 10 yıldır büyük bir sabırla
beklenmektedir.
Ülke turizminin hak ettiği ve güncel olarak beklediği ihtiyaç, tam bir
kararlılık içinde 'olmazsa-olmaz' niteliğindeki yasal ve örgütsel
gereklerin yerine oturtularak sektörel yol haritasının açıkça
belirlenmesidir. Halen iyi niyetli hayallerden öteye gidemeyecek olan
kısır ve yetersiz hamleler yerine sağlam adımlar atılarak istikrarlı ve
ümitli bir geleceğin oluşturulması beklenmektedir. Turizm geçmişimize
dönük kaba bir bakış ve analiz ile ulaşılan söz konusu bakış açısı ve
değerlendirmede en önemli desteği ise uluslararası turizm uzmanlarının
güncel reçetelerinde bulabiliyoruz. Dünya turizmi konusunda otorite olan
kurum ve kişilerin hem turizm piyasasına genel tavsiyeleri hem de pek az
da olsa- Türkiye tahlillerindeki özel tavsiyeleri, aynı ana fikir
üzerinde odaklaşmaktadır. Özetle;
1] Hükümetlerin Turizmi öncelikli olarak ele alarak özel ihtimam göstermesi,
2] Ticaretin; Turizm Ekonomisini - insanlar, kültür ve çevre ile dengelemesi,
3] Sürecin uzun vadeli bir toplumsal gelişme ve yerel refah olarak paylaşılması,
4] Yerel yönetimler ile işbirliği modeli içinde geleceğe dönük planlama yapılması,
5] Gelişen piyasa taleplerinin yakından takip edilerek yeni ürünler geliştirilmesi,
6] Tanıtma ve Pazarlamada ülkesel ve bölgesel verimlilik ve etkinlik sağlanması,
7] Kamu ve özel sektör işbirliğinin etkin bir ortaklık esasına dayalı olarak çözümlenmesi,
8] Çevre ve kültürel değerleri öne çıkartan geleceğe dönük özel projeler geliştirilmesi,
9] Turizmin stratejik önemine ihtimam göstererek "öncelikli" sektör uygulaması yapılması,
10] Gelişmede gerekli "insan sermayesi"nin ve eğitimin çağdaş ölçülerde geliştirilmesi,
11] Doğal, sosyal ve kültürel çevreye özel önem ve sorumluluklu uygulamalara gidilmesi,
12] Arazi kullanımının planlanması ve korunması dengesi içinde altyapı geliştirilmesi,
13] Uygulama modelleri ve prensiplerinin detaylı kurallarının (mevzuat) getirilmesi.
Sonuç olarak, ülke kapsamında tüm turizm aktörleri ve paydaşlarının
öncelikle sıkı bir durum değerlendirmesi yaparak 'üvey evladın durumu ve
geleceği' üzerinde teşhis ve tedavi yargılarına varmaları ve gereği için
harekete geçilmesinin önemini vurgulamak isteriz. Zira, çoğu kez 'altın
yumurtlayan kaz' olarak da tarif edilmiş olan turizmin güncel olarak
durumu giderek ciddi bir tehdit halini almaktadır. Gerekli tedbirler ile
ülke ekonomisine özlenen büyük katkıları verebilecek olan Kaz'ımız, bu
koşullarda göz göre göre hiçbir şekilde istenmeyen ve beklenmeyen bir
"itlaf"a kurban gidebilir.
Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|