YENİ BİR TEHDİT: EMLAK TURİZMİ
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
27.05.2006
Türkiye'nin hızlı gelişen turizmine, son kesitte beklenmeyen ve şaşırtıcı
bunalımlara düşülmesi karşısında yeni yakıştırma ve teşhisler getiriliyor.
Bunlardan en ilginç olanı da tıpta dengesiz büyüme kavramı olan "Obezite"
sıfatı olsa gerek. Yani, bünyenizde böyle bir hastalık varsa, obez bir
yapıya sahip olarak her türlü dertler ile karşı karşıya kalmaya mahküm
olunuyor.
Ülke turizminin mevcut durumu da gözetildiğinde, hayli yerinde bir sıfat
gibi gözüküyor doğrusu. Zaten Atasözümüz "Benzetmede hata olmaz" demez mi?
Her fırsatta ve yeri geldiğinde belirttiğimiz gibi, Türkiye turizmi henüz
yeni palazlanıyor ve önünde daha çok uzun bir gelişme dönemi var. Bu
anlamda, son 20 yıldaki hızlı büyüme olayı da buluğ çağına benzetilebilir.
Yeni çocuğumuz buluğa girmiş bir genç adayı olarak henüz ergenliğe
ulaşamamış bir dönemin zorunlu bunalımları içinde. Bu nedenle
de ne "Devlet Babamız", ne de "IMF Dayımız" çözüm üretemiyor olsa gerek.
Ne var ki turizmde, daha önümüzde yeni gençlik maceralarımızın bulunduğu
da gözetilmeli. En yakın ve kapıya dayanmış olan konu ise "Emlak turizmi"
dir.
Özellikle yabancılara mülk satışı kapsamında getirilen yeni yasalar ile
kamçılanacak olan bu alanda, gençlik modası olarak yaşanmakta olan "Rep
müziği ve dansı" benzeri bir furya ile karşılaşılması kaçınılmaz gibi.
Böylesi bir etki altında, obez bünyemizin ne gibi aşırılıklara
kaçabileceğini iyi ve erken teşhis ederek gerekli önlemleri şimdiden
planlamakta ve almakta büyük yarar var.
Gelişen Türkiye'nin yakın tarihindeki göstergelere bakıldığında ortaya
çıkan tablo hiç de hoş değil. Araziye ve ranta düşkünlük gibi genel bir
milli karakterimiz ile 2. konut olarak anılan dalgaya kapılarak yıllardır
sahiller başta gelmek üzere her türlü imar yasaları ve çevre unsurlarını
aşarak kanıtladığımız sansasyonel bir emlak deneyimi yaşanmış halde.
Bunun uzantısı, turizmin getirdiği yeni ihtiyaç olan otel yatırımlarına
da yansıyarak karlar azalsa ve krizler olsa da yatırımların devam etmesi
gibi güncel sonuçlara yol açmakta. Daha da önemlisi, organize arazi
mafyacılığı ve ucu Devlet adamlarına kadar giden rant ve yolsuzluklar
çeteciliği yeni marifetler olarak benimseyip 'kolay ve kara para kazanmak'
gibi kaabiliyetleri son dönemlerde geliştirmiş durumdayız.
Bu temel karakter içinde yetişen yeni obez turizmimizin karşısına yepyeni
bir fırsat kapısı olarak açılan "Emlak turizmi" elbette çok çekici bir
konudur.
Yıllardır turizmde ağızlarda sakız olarak söylenen "İspanya'nın yaptığı
hatalara düşmemek" olayı sanki tersine işlemiştir. Kırdığımız gelişme
rekorları paralelinde gelişen hatalar ölçülebilse bu alandaki
şampiyonluğumuz da rahatça tescillenirdi.
Daha yeni yasalar çıkarken içine girilen heyecan ve yabancılara her türlü
formüller üretilerek dövizle satılan mülklerdeki antreman performansı,
bugünden tüm çevrelerin dikkatini çekmekte. Şimdi karar verilmesi gereken
husus, bu cazip ve her kesimin ağızlarını sulandıran konuda aralanmış
olan kapılarda ne yapılacağıdır.
Emlakçılık sektöründe acilen gerekli olan AB standartları getirilerek
kapılar tutulacak mı? Yoksa "Yağma Hasan"ın böreğine çullanılmasına göz
yumularak Ülke imajının büyük bir darbe daha yemesine ve obezitemizin
gelişmesine mi yol açılacak? Çok yakın bir gelecekte, bu meraklarımızın
cevaplarına kavuşacağımız için hep birlikte sevinmeliyiz.
Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net