ANTALYA KALEİÇİ NASIL KURTULUR?
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
02.06.2006
Artık pek duymuyan ve bilmiyen kalmadı. Antalya’nın eşsiz Kaleiçi
Mahallesi uzun süredir çaptan düştü ve hatta bitkisel hayatta, zira
kısa zamanda toparlanamaz ise bir daha ayağa kalkamayacak ve iflah
olmayacak şekilde, göz göre göre sürekli olarak kan kaybetmekte. Bu
durumun nedenleri ve sonuçları incelendiğinde, karşımıza çok nefis bir
“Örnek olay” turizm öğretisi çıkıyor. Kaleiçi, hızla gelişen turizm ile
bir dönem şahlanmış ve yine turizmin ince hastalıklarına yakalanarak
adeta verem olmuştur.
Hemen hemen Türkiye turizminin gelişme döneminin başlarına rastlayan bir
tarih olan 1981 yılında, Turizm Bakanlığı’nın ‘işgüzarlığı’ ile kentin
kucağındaki eski mahallesinin odak noktası olan eski liman ve şimdiki
anılan şekliyle ‘iskele’ veya ‘yat limanı’ kesiminde bir proje
geliştirerek bütçesine de kaynak koydu. Turizm Bankası tarafından
titizlikle yürütülen restorasyon çalışmaları sonucunda, sadece 27 adet
ticari işyeri ile küçük bir otel ve yat limanı hizmete girdi.
Şimdiki
ölçeklere göre ‘Minicik’ olan bu proje, çok büyük bir etki yarattı. Tüm
mahalle için 1970’lerde getirilen koruma kararının sonucu olarak,
müteahhitlere kurban verilemeyen Kaleiçi evleri bu tarihlerde işe yaramaz
ve köhneyen bir kadere sahipti. Ancak gelişen turizm ile örnek olarak
ortaya çıkan ve yaşamaya başlayan iskele çarşısı, bu durumu aniden
değiştirdi. Acilen tüm mahalle evleri kıymete bindi ve hemen 5-10 kat
prim yapmasına rağmen hızlı bir restorasyon furyası yaşandı. Sonuçta,
turizmin estirdiği emlak ve ticari rant rüzgarları ile Kaleiçi, 1985-95
yıllarında altın devrini yaşadı.
Fakat, 1990’dan itibaren turizmin bölgede ve kentte getirdiği koşul
değişiklikleri ve diğer alternatif gelişmeler karşısında, zamanında ve
gereğince alınamamış olan önlemler ile çaptan düşmeye başlayan Kaleiçi,
bugün adeta dibi vurmuştur. İskele kesiminde çok başarılı bir şekilde
uygulanan TURBAN yönetim modeli ve prensipleri, tüm mahalleye
yansıtılamamış, Konyaaltı ve Lara Ppaj gelişmeleri gibi yeni rakipler
türemiş, trafik ve güvenlik gibi hayati sorunlar kördüğüm haline
gelmiştir.
Bugün artık Antalyalıya Kaleiçi’ni hafızasından silme ve hatta
mahallede yaşayan sakinleri kaçma-göçme noktasına getiren olumsuz
gelişmelere, son 10 yıldır hiçbir güç çare bulamamaktadır. Oysa, bugün
Antalya gündeminde “Kentte cazibe merkezi” yaratarak otellerinden
çıkmayan turistlerimizi Kente çekme projeleri içinde kıvranılmaktadır.
Hatta, yurtdışından alınan ilhamlar ile Antalya’yı Dubai yapmak bile
düşünülmekte, fakat Kaleiçi’ni kurtarmaktan ısrarla kaçınılmaktadır.
Bu kısır döngüden kurtulmak için yapılacak yegane şeyin ‘yakın geçmişten
dersler çıkartmak’ ve bugüne kadar ‘Devletten medet ummak’ olan temel
stratejinin değiştirilmesi olduğu artık idrak edilmelidir. Çağımızda
geçerli olan “sivil toplum hareketi” kavramı ile öncelikle Kaleiçi
sorunları içinde birinci derecede bunalan Mahalle halkı ve esnafı gelmek
üzere, Kentin tüm çağdaş güçlerinin aynı amaçta birleşmeleri ile çok
şeyin değişebileceği bilinmelidir. Doğru zaman ve atılım ile istikrarlı
olarak gerçekleştirilebilecek dayanışma ortamı için, zamanımızda pek
geçerli olan AB standartlarından önce, geleneksel “İmece” usulümüzğ
hatırlamamız bile yeterlidir. Son kesitte yerinde ve başarılı eylemler
üreten Kent Konseyimiz, Kaleiçi’nin kurtuluşu için yerinde bir
adrestir.
Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net