ANTALYA TURİZMİN KISKACINDA KIVRANIYOR
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
28.06.2006
Türkiye turizm endüstrisinin son 25 yıl içindeki yükselişi
paralelinde, Antalya ülke turizminin odak noktası ve vitrini konumuna
yerleşmiş haldedir. Bugün için il kapsamında tüm ülkesel turizm
potansiyelinin yarısına yakın bölümünde söz sahibi olan bölge,
turizmin hızlı gelişimi ile birlikte aşırı hızlı bir değişim sürecine
girmiştir. Öncelikle “göç etkisi” bakımından kamçılanan bölgede, asıl
rekorlar nüfus artışında kırılmaktadır.
Yöreye turizmin yarattığı harekete bağlı olarak akın akın gelen
bereket hayalcilerinin yoğun göçü ile katmerli olarak körüklenen
sorunlar çığ gibi büyümektedir.
Hızla artan yöre kent nüfuslarının beraberinde getirdiği
sosyo-ekonomik ihtiyaçların karşılanabilmesi için ciddi yükler altında
kalan yerel yönetimler ise kaynak yetersizliği gibi aşılmaz bir duvara
toslamakta. Turizm yöreleri için özel olarak kaynak desteği sağlanması
konusundaki girişimler de niyet aşamasından öteye gidememektedir.
Kuşkusuz ki bu konuda en yoğun baskı, ilin % 40 gibi önemli bir
nüfusunu barındırarak hızla metropolleşme sürecindeki Antalya Kentinde
hissedilmektedir. Yıllardır ülke nüfus artış şampiyonluğunu elinde
tutan Antalya Büyükşehir nüfusu, % 5 civarındaki yıllık resmi artış
hızı ile çok yakında bir milyonu aşacaktır. Bu yapı içindeki kentin
turizme bağlı sorunları ise giderek kördüğüm halini almaktadır. Kent
merkezine 10 km olan hava limanına inen 7 milyon turistin ancak
uçaklarını sayabilen kent sakinleri, yıllardır bu turistlerin niye
kente gelmediklerini merak etmektedir. Cevap ise çok basittir; çarpık
bir turizm gelişmesinin sonucu olarak yoğun olarak tatil odaklı olarak
gelen turistlerin otelden dışarı çıkmak gibi bir çabası yoktur. Bu
niyete sahip olanlar ise hem yönlendirilmemekte hem de merkezdeki
yetersiz kalan “çekici unsurlar” yetersiz kalmaktadır.
Bu yoruma bağlı olarak Antalya kwnt merkezindeki önde gelen
çekiciliklere hızla göz attığımızda ise çok kritik bir durum ortaya
çıkmakta. Kentin en önemli çekiciliği olan Kaleiçi gelişen çarpık
turizme feda edilmiş haldedir. Bugün kent yerlisinin dahi içine
girmekten çekindiği ve varlığını unutmaya başladığı mahalle, 15 yıldır
sorunlarının çözümünü beklemektedir. Pekiyi, Antalya’nın son beş yıldır
üzerinde yoğun olarak çalıştığı ve çağdaş bir “Kent parkı” yapmak için,
kolları sıvadığı Lara’nın son durumu nedir? Eski yeşil ağırlıklı proje
çöpe atılarak Turizm Bakanlığı’nın dilediği tarzda ve yapı ağırlıklı
bir proje kentin yoğun itirazlarına rağmen dayatılmaktadır.
Özetle Antalya’nın eski çekicilikleri göz göre göre kaybedilmiş ve
yenileri de ipotek altına alınmış durumdadır.
Her iki örneğimizde de söz konusu alanları “Turizm bölgesi” olarak ilan
etmiş yetkili ve aktif olarak devrede olan Bakanlığımız inatla kendi
bildiği tarzda yürümekte, Antalya yerel inisiyatifi de yetkisiz ve
pasif olarak tezlerini savunmaya çalışmaktadır.
Bu arada, merkezi hükümetin küçülerek yerel yönetimlere yetki ve
inisiyatif devredilmesi prensibine ne olduğu da sorgulanmamaktadır,
zira konu turizm olunca akan sular durmakta ve turizm adına birçok
değerin kurban edilmesine fedakarca hazır olan halkımızın kaldırma
kapasitesi sürekli olarak zorlanmaktadır. Fakat bu süreçler içindeki
Antalya’nın sancılarına ne zaman ve nasıl derman bulunacak? Çağımızın
geçerli yöntemleri olan “sivil toplum ve akılcı diyalog” kavramları ile
bu cevaplar aranmalı ve bulunmalıdır.
Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net