Turizmde Yol Ayrımı
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
09.03.2007
Antalya Turizminde Toparlanma Modeli
Son yıllarda tüm dünyada ön plana çıkarak sağlıklı bir gelişme gösteren "seyahat ve turizm endüstrisi"nin, Türkiye'de 2000'li yıllarda sürekli olarak bocalama içine girdiği bir gerçek. Düşe kalka yoluna devam eden turizmde, aktörler ile birlikte 38 sektörün figüranları hep beraber olumsuz etkilerini yaşadıkları bu duruma esaslı bir teşhis koymak gerekiyor. Geçici nitelikte bir bunalım olmadığı su yüzüne çıkmış olan Turizmin sorunları, yüzeysel boyuttan ötede temeline inilerek irdelenmeli ve somut çıkış yolları aranmalıdır.
Çok sektörlü ve geniş bir organizasyon yapısı özellikleri içeren turizm olayı, gerçekte ayrı ve somut bir sektör değil. Bu nedenle de, ele avuca gelerek kolayca yönetilip yön verilebilecek bir yapısı yok. Kendine özgü bir işleyiş mekanizması ile, yaşadığı yerden geçici olarak tatile çıkarak seyahat eden insanlara dönük bir dizi ticari hizmeti içermekte. Bunları özel bir yaklaşım altında toplayan çok geniş organizasyon yapısına sahip olan turizm, birbirine doğrudan bağlı ve yakından bağımlı olan bu detaylı zincirde, çok hassas ve kırılgan şartlar altında faaliyet göstermekte. Somut ve depolanan, veya elle tutulan bir mal değil de, özel bir zaman kesitinde soyut hizmetler satılması, işi iyice zorlaştırıyor. Tüm bu nedenlerle de, turizmin temelinin ve zemininin çok özel ve özgün bir dengeye sahip olması gerekmekte. Söz konusu dengeleri oluşturan temel unsurlara inildiğinde de, turizmin üç ayaklı bir yapı üzerinde kurulduğu görülebilir.
Bunlardan ilki; Devletin konuya özel bir ilgi ve ihtimam göstermesini, bu çok özel yapıya kararlı ve geniş bir tam destek sağlamasını gerektiriyor. İkincisi; Turizmde faaliyet gösteren yatırım ve işletmecilerin, özgün ürünler üreterek bunu doğru koşullarda satmasını ve turistlere A'dan Z'ye doyurucu olarak hizmetler verebilmesini zorunlu kılıyor. Üçüncüsü ise; Turizmde rol oynayan çok çeşitli unsurlar içinde öne çıkan "ürün" özelliğinin, gerek imaj ve gerekse mekan özellikleri ile "gidilen yer" olması gerekliliğinin anlaşılması ve "bölgesel turizm ürünü" kavramının çok iyi işlenmesini gerektiriyor. Üçlü saç ayağı olarak ifade edilebilecek olan bu yapı irdelendiğinde, Türkiye'nin turizm endüstrisi altyapısının neden ve ne ölçüde dengesiz olduğu hemen ortaya çıkmaktadır. Her üç ayağın ayrı ayrı sağlam olması, bunlardan birisinin çürüklüğü halinde dengesizlik doğacağı bilinmesi gerekirken, hiçbir bacağın tam ve güvenilir durumda olmadığı görülmektedir. Devlet yıllardır turizme gerekli ihtimamı gösterememiş, yatırımcı ve işletmeciler kaliteli hizmet ve istikrar unsurunu gözardı ederek konuya bir rant ve kaptıkaçtı ticaret olarak yaklaşmış, bölgesel turizm ürünü ve yönetimi ile buna bağlı gerekli özel organizasyon kavramları geliştirilememiştir.
Bu olumsuz nedenlere bağlı olarak, Türkiye turizmi sağlam temellerden yoksun bir şekilde yola çıkmış ve ülkenin özgün potansiyelini hızla tüketerek şaşırtıcı bir boyutta hamle yaparak hızla gelişmiş, fakat sonuçta nefesi kesilmiştir. İçinde bulunduğumuz zaman kesitinde, ülke turizminin sağlam temellere kavuşturulması için özel bir dizi önlem alınması zorunludur. Aksi halde, sürekli olarak kan kaybetmeye devam edecek olan turizmde, bu gidişle Anadolu'nun özgün potansiyeli tüketilecek ve hak edilen girdiler de tatlı bir hayal olarak kalacaktır. Turizmin çok kıymetli çağdaş bir ürün ve ticaret olduğu göz önünde tutularak, bozuk temeller acil olarak takviye edilmelidir.
Ülke turizminin ciddi bunalımda olduğu bir süreçte, bu yeni endüstrinin "lokomotifi" konumunda olan Antalya, olumsuzlukların açık pazarı ve bölgesel öncüsü niteliğinde turizm maceramızın tüm kesitlerini sergilemekte. Turizmin geçmiş gelişmesine bakarak gelecekteki yoluna ilişkin durumu analiz etmek üzere yaptığımız basit bir analiz, Antalya'nın gerçek anlamda bir "yol ayırımı"na gelmiş olduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Daha önceki sansasyonel gelişmeler dönemini kapatarak, net bir durgunluk içine girmiş olan turizmin gelişim trendinin, kendine nasıl bir yeni yol çizeceği ve buna bağlı gelişmeler, bölge için ve hatta daha da ötede Türkiye için hayati önem arz etmekte.
Turizmin yükseliş dönemi olan 1985 sonrasında, 2002 yılına kadar yıllık gelişme oranında %20 artış gibi korkunç bir ivme yakalayarak gerçekleştirmiş olan Antalya, son dört yıldır bu tırmanışı durdurmuş durumda. Bölgedeki şaşkınlık ve piyasa yansımalarının, "yorgunluk ve/veya doygunluk durgunluğu" şeklinde yorumlanmasına yol açan bu gerçek karşısında, durum analizi yapılması ve yeni hedefler saptanmasının tam zamanıdır. Şampiyonumuz çaptan düşmüşse de, bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği yönünde gerçekçi hedefler konularak, gerekli tedbirlerin alınması zorunludur. Türkiye turizminin yarıdan fazlasında pay sahibi olan Antalya'nın, kendi bölgesel konumunu bilinçli olarak yönetebilmesi, yerel ekonomi dışında ülke turizmine de doğrudan katkı sağlanması bakımından çok kritik bir rol hüviyeti taşımaktadır. Yerel turizm endüstrisinde erişilen konumda ortaya çıkmış olan temel sorunların giderilmesi ve bunların üstesinden gelinerek turizmin mümkün olduğunca düze çıkartılabilmesi, özetle "turizmin yönetilmesi" gerekiyor.
Antalya turizmi için ana gösterge olan "yabancı turist girişi"nde hava limanı kayıtları en belirgin göstergeler. 2005 yılında erişilen en yüksek rakam olan 7,2 milyon turistte bile, %20'lik çizgiye göre 1,3 milyon düşük kalmakta. Bu nedenle, yol ayırımının belirdiği 1999 yılından itibaren oturtulan %14'lük (6 puan) düşürülmüş yıllık gelişme hızına göre yapılan analizde, 2005 yılı yerine otururken, 2006'nın düşük performansı sonucunda yine 1,2 milyonluk bir eksiklik görülüyor. Alternatif olarak %8'lik yıllık gelişme hızına göre yapılan analizde ise, 2006 yılı ancak yerine oturabiliyor. Özet sonuç olarak; Antalya'nın düşen temposunun hangi orana oturtulabileceği, büyük bir soru işareti ve temel karar olarak karşımıza çıkmakta. Kanımızca, turizmin dizginlenerek yönetilebilmesi halinde Antalya'nın yeni performansının olabildiğince yüksek ve %14'lerde tutulabilmesi mümkün olacaktır.
Söz konusu 6 puanlık alternatif fark ise, makro düzeyde devletin turist başı harcama rakamı olarak saptadığı 600$ düzeyi üzerinden, Antalya'nın 2020 yılına kadarki 14 yıllık dönemde ilave olarak elde edebileceği 51,4 Milyar$ geliri sağlayıp-sağlayamayacağına ilişkin bir tercihi ortaya koymaktadır. Antalya turizminin eriştiği boyutların ve içine düşülen bunalımın gerçek hacimlerinin idrak edilerek, hem yerel çıkarların güvenceye alınması, hem de ülke turizmine lokomotif görevinin gereğince yapılabilmesi için, "Turizmde Bölgesel Yönetim" yaklaşımına hızla girilmesi, kaçınılmaz bir eylem niteliğindedir. Antalya'nın ortak aklı, daha fazla zaman ve kan kaybetmeden yolunu belirlemeli ve Türkiye'nin diğer yörelerine öncü ve örnek bir rehberlik yapmalıdır.
Not: Antalya analizizafer@cengiz.gen.tr adresinden istenebilir
Zafer Cengiz'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net