www.turizmforumu.net



Turizmde Bölgesel Tanıtım


Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr

17.04.2007

Zafer Cengiz'e dair Turizm endüstrisinde üretilen hizmetlerin bir bütün olarak ön plana çıktığı ve tek bir mekanda odaklandığı, artık idrak edilmeye başlandı. Çok karmaşık şekilde ortaya konan turizm ürünü için, kendine özgü geniş bir organizasyon sonucunda, tüketiciye ulaşan hizmet paketinin adı ve imajı, gidilen yer anlamındaki "destinasyon" ile özdeşleşiyor. Yani, siz turizmin hangi dalında bir ürün üretirseniz üretin, bu ürünün tüketileceği yer ile anılması ve isimlendirilmesi zorunludur. Bu bakımdan, çağdaş standartlarda turizm yapabilmek için, mağazanızın ismini ve etiketini ön plana çıkartmanız şart olmakta.

Turizm endüstrisinin kendine özgü mekanizmasında rol oynayan bu çok önemli özelliğin altı çizilerek son beş yıldır Dünya Turizm Örgütü tarafından şiddetle tavsiye edildiği DMO-Destination Management Organization (Varış Yeri Yönetimi) gibi bir kavram Türkiye'de yeterince algılanamadı. Tüm dünyadaki turizm gelişmelerinde başarılı bir şekilde uygulanan söz konusu örgütlenme tarzının henüz tek bir örneği bile olmayan ülkemizde, hala kavram ve yöntem karmaşasının hakim olduğu izlenmektedir. Tanıtma bütçesi denince akıllara Turizm Bakanlığı dışında başka bir alternatif gelmemekte, münferit otel veya alt yöre tanıtımları da piyasada randımansız kalmaya mahküm olmaktadır. Oysa gerekli olan, ülkesel tanıtımın devletçe ele alınmasının paralelinde, tüm bölgesel tanıtımların piyasaya dönük ve profesyonel olarak varış yerleri yönetimlerince organize edilmesi ve gerçekleştirilmesidir.

İhtiyaçtan ve piyasa mekanizmasının yönlendirmesinden kaynaklanan bir içgüdü ile son yıllarda bu yönde bir gelişme hissedilse de bu uygulamaların bilinçli ve profesyonel gereklere uygun yapıldığı söylenemez. Son yıllarda Bakanlık tarafından özel sektöre fuar katılımları için destek verilmekte ve bu imkanı kullanabilen kullanmaktadır. Söz konusu organizasyon desteği kapsamında ise bölgesel nitelikli mekanlarda yaşanmakta olan kaos ortamı ve randımansızlık, işaret ettiğimiz bu önemli eksikliğin basitçe ispatıdır. Bölgesel birliktelik ve örgütsel bütünlük kavramına uyum sağlanamayışı sonucunda, doğal olarak yaşanan karmaşa ortamında beklenen ve umulan randıman alınamamakta. Bir destinasyon tabelası altında hasbelkader buluşan fuar katılımcılarının varış yerinin piyasada gerektirdiği kavram ve kapsamın içini doldurmaktan çok uzak kalışı ürünün tanıtımını ve pazarlamasını doğrudan ve olumsuz yönde etkilemektedir.

Bakanlık açısından bu eksikliğin giderilmesi, bundan sonraki fuar katılımlarında uygulanacak kuralların daha ayrıntılı ve disiplinli bir şekilde ele alınmasıyla bir ölçüde yoluna sokulabilir. Ancak esas olan yerel turizm aktörlerinin gereken şekilde bir araya gelerek "Bölgesel etkinlik" sağlayacak detayları çalışabilmeleridir. Turizm Bakanlığı'nca yeni gerçekleştirilen "Strateji çalışması" kapsamında bu örgütsel detaylara yer verilmemiş olması, piyasadaki önemli bir eksikliğin giderilememesine yol açmış durumda. Bunu telafi etmenin yolu da yeni dönem çalışmalarında çeşitli yöntemlerle bölgesel tanıtım etkinliklerine açık bir zemin oluşturulması ve kaynak desteği sağlanmasından geçmekte. Aksi halde, ürününün piyasaya sunulmasında oluşan "İmaj ve bütünlük" eksikliğinin sonucu olarak Türkiye turizmini oluşturan tüm alt bölgelerin verimsiz ve randımansız bir pazarlama sürecinde boğulmasını kaçınılmaz kılacaktır.

Aslında bir anlamda söz konusu gereklerin üstesinden gelecek yol ve yöntemler de doğaçlama bir şekilde oluşmaktadır. Bundan iki ay kadar önce, Turizm Bakanımız piyasaya "Tanıtım projelerinize %50 katkı vereceğim" şeklinde bir sinyal vermiştir. Fakat yöntem ve kuralları belirtilmeksizin ortaya çıkan bu tür yaklaşımların piyasa uygulama safhalarında ayrı bir dizi karmaşa ve haksızlıklar yarattığı da yaşanmış gerçeklerdir. Bu bakımdan, Bakanlığımızın söz konusu uygulamayı bu günden net kurallara bağlayarak, en azından gelecek yıl için bu konuyu belirsizlikten ve sürüncemeden kurtarmasında büyük yararlar vardır. Bu şekilde oyunun kuralları belirli olunca, bölgesel aktörlerin de kendilerine somut projeler ve birliktelik atılımları çalışacak ortamları geliştirmek üzere kamçılanarak atılıma geçmesi beklenebilecektir.

Türkiye turizminin üzerine düşeni yaparak içine girdiği kısır döngülerden hızla kurtulabilmesi, çağdaş nitelikteki örgütlenmeler ile değişime ayak uydurabilmesine bağlı bir olgu. Bu süreçte belirgin bir şekilde ortaya çıkan iki önemli destinasyon içinden İstanbul'un durumuna göz attığımızda durumun hiç de iç açıcı olmadığını görebiliyoruz. 2010 yılında "Avrupa Kültür Başkenti" programı için iki yıl gibi çok kısa bir hazırlık dönemi kalmış ve uluslararası çok kritik bir organizasyon niteliğindeki bu olay adeta kapıya dayanmışken İstanbul turizm aktörlerinin gündeminde hala uygun bir örgütlenme modelinin dahi somutlaşamamış olması kabul edilemez. Turizmde sivil toplum örgütlenmesi kavramı yıllardır ihmal edildiği için, konuya bu gözle bakabilme ve gereğini hızla yapabilme eyleminden herkes ateşten gömlek misali kaçmaktadır. Bu bakımdan, İstanbul'un örgüt ve organizasyon sorunlarının "Varış yeri yönetimi" kavramına uygun şekilde ve acilen rayına oturtulması gerekmekte.

Diğer gelişmiş destinasyonumuz olan Antalya'nın benzer sorunları da yine yerine oturmamış durumda. Özellikle fuarlara bölgesel katılım konusunda AKTOB'un çatısı altında son üç yıldır sürdürülen "Tanıtım komitesi" çalışmaları ile bu yıl yedi fuara toplu katılım sağlanabildi. Fakat çok yaygın ve daha fazla rekabete açık olan "Tatil turizmi" özellikleriyle uluslararası pazarda rekabete olabildiğince açık olan Antalya'nın artık 52 fuara katılması gerekmektedir. Çok zor mali imkanlar içinde ve fedakarlıklarla yürütülen mevcut çabalar, artık Antalya'ya çok kısır ve dar gelmekte. Bölgede karşılaşılan en büyük sorunun "Arz fazlası" olduğu bir dönemde, çözüm olarak tanıtma ve pazaralama unsurlarına hızla ağırlık verilmesi gerekirken Antalya çaresizlik içinde kıvranmakta. Turizmde karşı karşıya kalınan ağır bölgesel sorunların üstesinden gelebilmek ve tüm olumsuzlukları bilinçli ve tutarlı bir şekilde çözebilmek için, ilk aşamada bölgesel tanıtım olmak üzere Antalya'nın turizmde yerel örgütlenme ve yönetim etkinliğini sağlaması kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Son kesitte, Antalya turizminin gelişmesinde en az 10 yıl önceden uluslararası piyasaya girmiş ve gelişme sürecinde 1990'larda çok kötü dönemlerden geçerek büyük tecrübeler kazanmış olan Alanya alt yöresinin bu konularda büyük ataklar yaptığı izlenmekte. Çok etkili ve verimli bir yerel örgütlenme yapısına erişmiş olan Alanya, her yıl kendi çabasıyla 30 kadar fuara katılmakta. Bunun yanısıra, yepyeni bir atılımla en büyük pazar olan Almanya'da yepyeni ve özel bir örgütlenmeyle "Tanıtım komitesi" gerçekleştiriyor. Son haberlere göre 170 bin euroluk maliyeti olan projenin yarısını da Bakanlığın desteğiyle sağlayacak olan Alanya'nın öncü ve örnek nitelikteki bu projesini kutluyoruz. Gemisini kurtaran kaptan ve hodri meydan.

Zafer Cengiz'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:


Sayfayı
Yazdır Kaydet Kapat
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net