Antalya'nın Aktif Gündemi
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
23.05.2007
Antalya turizmi deyince sadece şehir merkezi veya önemli turizm
merkezlerinde yaşanan turizm hareketleri akla gelmemeli. Dar görüşlü bakış
açısıyla bakılığında sadece su yüzündeki bölümünün algılanabildiği
turizmde olayın ana gövdesi görülemiyor. Aslında turizmin yerel ekonominin
çok önemli bir parçası olarak ağırlıklı bir şekilde gündemde yer alması
gerek. Fakat piyasadaki gelişmelere bakıldığında durumun hiç de böyle
olamadığı görülmekte.
Turizm geliştikçe yerel gündemdeki yoğunluğun giderek azalması sadece
Antalya'nın turizme "Yabancılaşması" kavramıyla açıklanabilir. Oysa
turizmin 10 milyar $'lık hacimlere erişmiş olduğu, her şeyin büyük ölçüde
turizme bağlı olarak hızla değiştiği bir piyasada turizmi dizginlemek ve
yönetmeye gayret etmek hayati bir konu. Bu nedenle de Antalya ilindeki tüm
yerel otoritelerin bir araya gelip güç birliği yaparak "Turizmin bölgesel
kalkınma" için nasıl kullanılabileceğini çalışması ve bu çetrefil problemi
çözmeye çalışması gerekmekte.
Söz konusu yerel eylem yapılmadığında, bölge için bir nimet olan turizmin
tersine bir etki ile "Dehşetengiz bir tehdit" haline dönüşebilmesi
gündemdedir.
Basit bir durum analizi yapılırsa, son beş yıldır içine girilen bu süreçte
yerel sorunların nasıl giderek arttığını ve kilitlendiğini "Keşfetmek" ve
bu duruma "Hayret etmek" işten değildir. Ancak Antalya "Tuzu kuru" bir
şekilde böylesine zahmetlere hiç katlanmıyor. İyi-kötü yapılan
birkaç etkisiz toplantının bile yapılmaz olduğu gözlemlenince, turizmde
yerel durumun ne kadar vahim olduğunun ve iyice sahipsizliğe düştüğünün
ayırdına varılıyor.
Daha önceki yıllarda çeşitli şekil ve vesilelerle bir araya gelen bölgesel
turizm aktörleri ve yerel yetkililerin bu yöndeki çabalarda adeta "Havlu
attığı" söylenebilir. Böylesi bir duruma yol açan gelişmelerde, nedenlerine
ilişkin çeşitli yorumlar yapılabilir. Fakat biz, dikkatleri nedenlerden çok
ağır ve tehlikeli sonuçlarına çekmek istiyoruz. Zira bölgesel düzeyde
turizm dizginlenerek yönetilemez ise kontrolsüz ve istenmeyen gelişmeler
hızla piyasayı saracak ve daha sonra içinden çıkılamayacak bir "Arapsaçı"na
dönüşecektir.
Turizmle bu kadar haşır-neşir olmuş bir Antalya'nın, bu vakitten sonra
turizmi ihmal etmesi söz konusu olamaz. Mazeret olarak "İstedik ama
yapamadık" veya "Bir araya gelmek mümkün olamıyor" gibi kabul
edilemeyecek ve komik düşecek olarak öne sürülmesi de sonucu
değiştiremiyor.
Antalya'nın toplu "Bölgesel çıkarları" söz konusu olunca akan suların
durması ve her türlü engelin de aşılması için en azından "Yoğun çaba"lar
harcanması zorunludur.
Yakın gelecekte daha ciddi baskılar altında kalacak olan "Antalya
inisiyatifi"nin kriz yönetimi yaklaşımı ile bu sürece hakim olması
kaçınılmazdır. Kriz yönetimi ise "Her türlü zor şartlar altında sorunların
çözümü" ilkesine dayanmaktadır.
Antalya'nın turizmde aktif gündemi "yerel turizmde toparlanma" hamlesinin
ciddi bir şekilde masaya yatırılmasıdır. Bu zor ve çetrefil eylemin nasıl
gerçekleştirileceği konusu ise sanıldığı kadar içi boş bir kavram değil.
Çağdaş turizm gelişmeleri paralelinde ve bu günlerde pek önem verilen
"Batı standartları" çerçevesinde Dünya Turizm Örgütü'nce tavsiye edilen
bir "Yerel Turizm Örgütü Modeli" mevcut duruma ve sorunlara bir ilaç
niteliğindedir.
Antalya'nın artık birazcık zahmet ederek derdine derman araması şarttır.
Zafer Cengiz'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net