Turizmin Yarası: Kaleiçi
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
31.05.2007
Türkiye turizminin vitrini olan Antalya, turizmde 1980'lerde geçtiği gelişim atağı ile ülke turizminde ağırlıklı yerini aldı. Halen Türkiye'ye gelen toplam turistlerin en az üçte biri Antalya'ya geliyor ve uzun kalış nedeniyle de, ülke turizm gelirlerinin yarısından fazlası Antalya'da üretiliyor. Fakat bu hızlı gelişiminin birlikte getirdiği beklenmeyen dengesizlikler de beldeyi aşırı bir şekilde zorluyor. Söz konusu olumsuzlukların en fazla hissedildiği yer de, doğal olarak il nüfusunun yarısını barındıran Antalya kenti.
Bölge turizmin tatlı yılları olan 1990'larda, şehir nüfusu 500 bin iken gelen 800 bin turist kentte sıra dışı bir ekonomik canlılık yaratmıştı. Bu gelişme ise, o yıllarda yüzakı konumunda olan Kaleiçi'nde odaklanmıştı. Şehrin aktif gündeminde bile olmayan mahallenin, eski liman çevresindeki sadece 30 kadar binanın restorasyonu ile herşey değişiverdi. Turizm Bakanlığı tarafından ve devlet kesesinden kullanılan bu sihirli değnek, şehrin çehresini değiştirdi. Bu günkü tanımıyla yaratılan "cazibe merkezi" yerli-yabancı herkesin ilgi ve beğenisini kazandı. Bu başlangıç ile, tüm mahalle metruk halinden kurtularak topyekün canlanmaya ve kentin gelişen turizminin odak noktası olarak çiçek gibi açmaya başladı.
Fakat bugün, bu günler artık "efsane" gibi geçmişte kalmış durumda. Antalya, bugünlerde ulaştığı milyonluk nüfusuyla yöreye gelen 7 milyon yabancı turistin neden kent merkezine gelmediğini yıllardır merak ediyor. İşin daha da acı yönü, bölgede gelişen turizme şiddetle yabancılaşan ve bir türlü dizginleri ele alamayan turizmin başkentinde, bu soruna henüz teşhis de konabilmiş değil. Verem olan hastaya asprinle tedavi yaparcasına yüzeysel olarak yaklaşılan sorunlar karşısında, Kaleiçi her geçen yıl sağlığını daha da kaybetmekte. Turizmin insan ilişkilerine ve hayata dayalı temel özelliğini görmezden gelerek, yapılmaya çalışılan makyajlarla Kaleiçi kurtarılamaz.
Mahallede son 10 yıldır çökmekte olan sosyal ve ticari altyapı sorunları, yolu-suyu-elektriği yenilenerek çözümlenemez. Bunun basit bir kanıtı, 1995'lerde zirve yapmış olan Kaleiçi'nde her türlü fizik altyapı eksikliklerinin bugünden daha kötü olduğunun idrak edilmesidir. Son yıllarda konuyu masaya yatırmak üzere yapılabilen nadir toplantılarda, henüz kimlik sorunu bile açılamamış ve "konaklama-eğlence-ticaret" analiz ve sentezinin içi doldurulamamıştır. Kaybedilen dengelerin yerine oturtulamadığı ve kısır rant çıkmazları içinde kaybolmuş olan mahallenin huzuru sağlanamadıdıkça Kaleiçi'ne turist akmayacak, ancak damlayacaktır.
Antalya her yönüyle şanslıdır, zira eline turizm gibi bir nimet geçmiştir. Fakat bölge olarak Antalya'nın turizmi düzenleyerek yönetebilecek bir lidere, şehir olarak Antalya'nın da yerel patronluğunu söylemde değil eylemde ve ilk aşamada da rüşdünü Kaleiçi'nde ispatlayacak atılımlara, şiddetle ihtiyacı vardır. Kaleiçi gibi tescillenmiş bir turizm değerini yaşatamayan ve buna sahip çıkamayan Antalya'nın ileri sürebileceği hiçbir mazeret de olamaz. Son yıllarda mahallenin Turizm Bakanlığı tarafından "turizm alanı" olarak ilan edilmesi de bu durumu değiştiremez. Bakamadığı çocuğun devletçe sahiplenilmesi niteliğinde olan bu eylemin, en azından takip edilmesi ve hatta kullanılması gereklidir. Fakat tüm bunlar için de, Antalya'nın turizmde gereken "uyum süreci"ne girmesi şarttır.
Zafer Cengiz'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net