Turizmde Ne Yapmalı ?
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
07.06.2007
Türkiye turizminin içinde bulunduğu potansiyel gelişme süreci, tam anlamıyla bir yol ayrımında. Mevcut sorunlar giderilebilirse ülke ekonomisine sıra dışı hizmetler verebilecek olan turizm, bu haliyle kalırsa verimsiz ve bunalımlı bir yaşam sürecek. Türkiye turizminin geniş yapısına girmeksizin, ülke turizminin "lokomotif" rolünü üstlenmiş olan Antalya'nın durumunu kısa bir gözden geçirelim. Tüm treni vagonları ile ele almak ise, daha başka ve kapsamlı bir boyut.
Antalya il bütününde Türkiye turizminin toplam faaliyet gelirlerinin yarısından fazlası tek başına üretiliyor. Son 20 yıldır çok hızlı bir gelişme ile erişilmiş bu hacim, yıllık olarak 8 milyar $'lık seviyelere erişmiş durumda. Ancak, gerek yerel sosyo-ekonomik yapının böyle bir değişime hazır olmaması, gerekse turizmin iç dinamiklerindeki bazı kritik dengelerin şiddetle bozulmuş olması, işin tüm tadını kaçırıyor. Bölge kentlerinde odaklaşan nüfus artışı ve yerel ticarette turizme uyumsuzluk sorunları had safhada. Yöredeki temel altyapı ihtiyaçlarının turizmin getirdiği boyutlara yetersiz kalması da, büyük bir ikilem yaratıyor. Hem yerel sosyo-ekonomik yapı aşırı zorlanıyor, hem de dış turizmin gerektirdiği yüksek standartlı hizmet gereksinimleri karşılanamıyor ve risklere giriliyor.
Türkiye turizminin lokomotifi olan Antalya'nın artık verimi düşmüş ve gücü giderek tükenmektedir. Gelişmiş yatak kapasitesinin yolu-suyu-elektriği yetmemekte ve özellikle arıtma-çöp gibi konularda ciddi hijyen sorunları su yüzüne çıkmaktadır. Bu güne kadar fiyat-kalite-hizmet dengesinde "yeni-cazip ve ucuz" imajını sürdürebilmiş olan Antalya'da, bundan böyle "bakımsız-beton ve pis" damgasını yemenin tehdidi sürecine girilmiştir. Son yıllarda turist sayısı bakımından dolup taşsa da, işletme gelirlerinde hedeflenen karları bulamayan, yerel ekonomide ise beklenen payları alamayan bir endüstri karakteri oluşmuş durumdadır. Bir taraftan fizik eksikliklerin hızla giderilmesi, diğer taraftan da turizmin bozulan iç dengelerinin tamir edilmesi, geleceğin güven altına alınması için zorunludur.
Bugüne kadar geleneksel şekliyle "devlet tarafından desteklenmiş" bir yapı olan turizmde, yıllardır kamu destekleri de ortadan kalkmış durumda. Eskiden turizm gündemde değilken ve gelişmemişken, sürpriz bir şekilde yerel turizme ve özel sektöre destekler veren devlet, artık somut taleplere bile cevap vermiyor. Bunun en güzel örneği, 1980'lerde kamu kaynaklarıyla restore edilerek turizme kazandırılan Kaleiçi'nde bugün ne yapılacağının bilinememesi ve KDV indirimi için yapılan taleplerin kulak arkasına atılması gibi güncel konulardır. Artık devletin de başrollerden çekildiği turizmde, Antalya'nın kendi başının çaresine bakması ve çıkar yol bulması bir zorunluluktur.
Antalya turizmi son 20 yıldır ülke turizmine koyduğu katkılarla Türkiye'ye 80 milyar $'lık girdi sağlamış ve 2-3 milyarlık bir "bakım-onarım" harcamasıyla bunun 2-3 katını daha getirecek bir potansiyele sahiptir. Fakat konuya bugün, bakımsız lokomotifin ne durumda olduğuyla değil, daha çok bir yıl daha nasıl çalışacağı ve kaç vagon daha eklenebileceği gibi yanlış açılardan yaklaşılmaktadır. Lokomotifin makinisti konumundaki "Antalya insiyatifi"nin bu duruma el koyarak, gerekli iyileştirme hamlelerini kotarması tek çıkar yol olarak belirmektedir. Ne yaptığını bilen bir teknisyenin, turizm trenini yürütmek için gerekli kaynakları devletten talep ederek lokomotifi düze çıkarması beklenmektedir.
Zafer Cengiz'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net