Yerel turizm örgütü
Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
15.06.2007
Turizm öyle ilginç bir kavram ki çeşitli vesilelerle evinden çıkarak başka bir yörede bir süre yaşam süren insanların oluşturduğu çok özel bir durum sonucunda ortaya çıkıyor. Aslında gerçek hayatın bir "misafircilik oyunu" süreci olan bu seyahat alış-verişi sonucu, ev sahibi olan varış yeri bölgesine kendi yörelerinden gelen turist misafirlerin yarattığı özel ve özgün bir ticaret yapısı ortaya çıkıveriyor. Burada, ev sahibi konumunda olan yere ulaşım ve seyahat boyunca varış yerinde verilen tüm hizmetler ise, "turizm ürünü"nü oluşturmakta.
Bu kendine özgü yapı, turizmde cazip ürün sunabilen bölgelerde turistler için bir çekicilik yaratıyor ve ancak yerinde tüketebileceği bu ürüne ulaşmak için misafir turistler seyahate çıkarak turizm yöresine geliyor. İşte bu noktada "imaj ve mekan" olarak öne çıkarak önem kazanan gelinen yer çok önemli. Zira, tüketilen ürün "Antalya'da tatil" dir. Geriye kalan ve bu imaj paketinin içini dolduran tüm alt detaylar ve hizmetlerin hepsi, birer birer önemli de olsa, zaman ve mekan olarak tüketilenin toplu ismi Antalya'dır. Diğer yandan, Antalya bölgesini oluşturan tüm alt-yörelerin de buluşması, ticari olarak piyasada işlemesi şart olan kavramın "Antalya" üzerinde odaklanması zorunlu. Yani, tarifi gereği talep edilen ürün Antalya ise, oluşturulan ve piyasaya arz edilen ürünün etiketinin de alt yöre veya otel değil, Antalya olması şarttır.
Fakat hızla gelişen Antalya'da, bu temel kavramlar bile henüz tam olarak yerine oturmamıştır. Daha da ötesi, piyasada gereken profesyonel "ürün-imaj" işleme çalışmaları gereğince yapılmamaktadır. Yani, Antalya turizm ürününü piyasada oluşturan, imajını ve değerini yükseltecek özel çalışmaları yapan ve/veya bundan sonra yapacak herhangi bir merci yoktur. Bölgede alt-yörelerin kendi çapında münferit ve dar çalışmaları olsa da, bütünsel bir yaklaşım ile ürünün değerini ve kalitesini yükseltecek özel gayretler gösterilmemekte, bu önemli konular kendi haline bırakılmaktadır. Bu durumda, doğal olarak turizmin genel piyasa kabiliyeti de "ne çıkarsa bahtına" prensibi ile işlemektedir.
Bölgesel düzeyde yürütülen tüm turizm faaliyetlerini gözeten ve yöneten bir otorite yokluğunda, ürünü meydana getiren tüm unsurlarda uyumsuzluk ve ticari piyasaya sunulmasında randımansızlık, doğal olarak hemen beraberinde oluşmakta. Büyük çapta, yıllardır turizmin içine girmiş olduğu kısır döngülerden çıkılamayışının nedenleri de bu noktada düğümlenmekte. Eğer ürününüzü piyasaya uygun bir şekilde şekillendiremez ve pazarlayamazsanız, bu konularda somut ve sürekli gayretler göstermezseniz, her ticari ürün "battal" olmaya mahküm değil midir?
İşte Dünya Bankası tarafından son yıllarda geliştirilerek, her turizm bölgesinde kurulmasını şiddetle tavsiye ettiği (DMO-Destination Tourism Organization) Yerel Turizm Örgütü modeli de, bu ihtiyaçların bilinçli bir şekilde yerine getirilmesini gözetiyor. Beş yıldır tüm dünya çapında çok çeşitli ve başarılı örnekler gelişmiş durumda. Kendi bölgesinin özelliklerine ve potansiyeline göre bir araya gelerek uygun bir çatı altında çalışan yerel paydaşlar, turizmde atı alarak Üsküdara geçebiliyorlar. Çağdaş turizmin gereklerine ve hızlı değişime ayak uuduramayanlar ise, çaresizlik içinde kıvranmaya devam ediyorlar. Kaybedilen zaman ve heba olan kaynakların ise, maalesef geriye dönüşü yok.
Zafer Cengiz'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net