www.turizmforumu.net



ANTALYA TURİZMİNDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ


Zafer Cengiz
Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr

07-10.10.2005

Ülke turizminin %35-50 oranlarında seyreden önemli bir bölümünün aktif piyasası olan Antalya Yöresi, bir anlamda endüstrinin ana bayii ve show-room'u olarak bir yılı daha geride bırakıyor. Biraz erken hareket ederek daha hızlı yol alabilmek üzere, Türkiye Turizminin lokomotifi olan Antalya'nın durumunu genelde değerlendirmekte yarar var.

Henüz yıl sonu gelmese de, kılavuzsuz bir şekilde köy ortada gözükmektedir. Beyan edilen "turist sayısı hedefleri" aşılmış ve yeni rekorlar kırılmıştır. Vitrine dışarıdan bakıldığında, her şey güllük-gülistan gözükmekte ve dünya çapında en iyi fiziksel gelişmeleri yakalamış olan rekortmen turizmimiz ve lider yöresi Antalya, bunlarla haklı olarak övünebilmektedir. Ancak, sektörün içine mercek kullanmaya gerek kalmaksızın bir bakış atıldığında, durumun hiç de iç rahatlatıcı ve başarılı olmadığı, önemli kimyasal ve ekonomik sıkıntıların varlığı hemen teşhis edilmektedir.

Gözüken odur ki, bir yıl daha "dostlar alışverişte görsün" kulvarında geçirilmiş ve umulan ekonomik performans yine sağlanamamıştır. Bu durum, endüstrinin tüm alt-sektörlerinde yaygın ve apaçık bir şekilde kendini gösteriyor. Başından sonuna krizsiz ve önü açık bir sene geçirilmesine rağmen, sektörel işletme karları hedeflerin çok altında kalmıştır. Elbette, yine de "hiç yoktan iyi" bir yıl yaşanmıştır. Zira, son 15 yıl içinde çok daha kötü seneler geçirmiş olan turizm, sineğin yağını dahi çıkarırcasına hassas bir tasarruf ve karlılık zorlamaları ile "kazasız-belasız" bir yılı daha geride bırakarak umutlarını yine gelecek yıllara devredecektir.

Fakat, artık piyasada bir şeylerin değişmeye başladığını izleyebiliyoruz. Genel olarak tüm ilgili aktörler, uzun zamandır sektörde yaşanan sıkıntıların kaynağının sağlıksız gelişmeler ve piyasa ilişkilerinin dengesizliklerinde yattığını keşfetmeye ve teşhis etmeye başlamış durumdalar. Bunun en önemli ve basit göstergesi, artık her ilgilinin "hedef ve performans- kişi sayısı ile ölçülmemeli" görüşünde birleşmiş olmalarıdır. Sektör dışı piyasa buna hala kanabilir. Ancak endüstriyel piyasanın yaşanan deneyimlerin sonucu olarak bugün bu bilince erişmiş halde olduğu da, rahatça ifade edilebilir.

Yani, sektörel hastalıklar ve yetersizlik-tutarsızlıklarımızın "farkında olmak" ve buna bağlı duyulan rahatsızlıklar, nihayet yaygın bir şekilde su yüzüne çıkmaya başlamıştır. Bu durumda, artık teşhis-tedavi sürecine girebilecek bir gelişmeye açık ve hazır olunması gerekmektedir. Uzunca zamandır hastalıkların farkında olmaksızın kaybedilen zamanların kazanılması ve tedavisi için de hastamızın bilinç düzeyinin hızla yükseltilmesinde büyük yarar var. Nitekim son gelişmeler paralelinde, bu konuda yabancı doktorların uyarıları da aktif gündeme etkili bir şekilde düşmüştür.

Bu durumu destekleyen diğer göstergeler dışında, henüz Eylül sonunda yapılan I.Türkiye-Avrupa Turizm Konseyi toplantısında konuşan sektör temsilcilerinin dile getirdikleri uzman teşhislerini burada özetlersek ortaya çıkan önemli başlıklar şunlar:

1- Fiyat-Kalite dengeniz hızla müşteri aleyhine gelişti: Yani, fiyatlarımız öylesine ucuzladı ki artık müşteriler "bu fiyata ancak çürük mal alınır" psikolojisi ile kaçabilecek durumda. Oysa bu sürece girildiğinde, uyarılara piyasa tarafından geliştirilen karşı-argümanda "fiyat-kalite dengemiz gayet başarılı- zira kaliteli malı ucuza verebiliyoruz- böylece de rakip piyasalardan müşteri alarak turist sayımızı geliştiriyoruz" değerlendirmesi yapılıyordu. Ancak bu konuda aşırıya kaçıldığı ve "imaj erozyonu" ile karşı karşıya kalındığı artık aşikar haldedir.

2- Mal & Hizmetlerde, özellikle de personelde kaliteniz geriledi: Son yıllarda işletmelerdeki "tasarruf önlemleri" o kadar aşırı bir hale geldi ki en yüksek gider kalemi olan işçilikte gerçekleşen tedbirlerin sonucu olarak hizmette nitelik ve nicelik olarak dibe vurmuş durumdayız. Bunun sonunda elbette klimalar ve arıtmalar da çalışmaz, hileli içki de servis edilebilir. Ayrıca, lisan ve deneyimde yetersiz düz işçilik ile 5-7 yıldız hizmet vermeye çalışabilirsiniz.

3- Hızlı yatırım ile kapasite ve çevre dengelerini bozdunuz: Son 10 yıldır her fırsatta "Pazar talebine uygun yatırım ve gelişme" konusunda dile getirilen piyasa sıkıntıları, sadece bir serzeniş olarak kalmış ve bu konuda yapılması şart olan somut çalışmalar hala ele alınmamıştır. Başını iç piyasanın dar çerçevesine gömmüş olarak, yıllardır Akdeniz rakiplerimiz ile piyasalarındaki Pazar ilişkilerini ve fiyatları gözetmeksizin çabalayan turizm endüstrimizin bu duruma düşmesi "doğal" kabul edilmelidir. Bugün Antalya'nın yeni geliştirilen iki noktasında yoğun çevre kirliliği nedeniyle "kara liste" uygulaması bile gündeme gelebilmektedir.

Oysa, Perşembe'nin gelişinin Çarşamba'dan belli olması gibi apaçık olan bu konular, hiç de çetrefil ilişkiler değildir. Basit olarak ele alındığında, neden-sonuç mantığına dayalı olarak yorumlarsak; Piyasaların gereğine göre hareket etmemekte ısrarcı olunursa- elbette "ne çıkarsa bahtımıza" sonucuna katlanmak zorunda kalırız. Bilimsel ve çağdaş çalışmaların asgarisini yerine getirmezsek bugün elimizdeki gerçek konaklama kapasitesini bile bilemeden geleceği planlamak imkansızlaşır. Binanın bacasını unutan mimar misali, drenaj ve arıtmasını eksik bıraktığımız yepyeni ve yaparken övündüğümüz tesis ve bölgeler ertesi gün kolayca itibar kaybedebilirler.

Bugün Antalya'nın önünde, gerçek anlamda bir yol ayırımı bulunmaktadır. Yakın geçmişten ders alarak hızla toparlanıp piyasanın randımanlı bir bölgesi olabilmek veya yelkenleri indirerek rüzgarın estiği limanlara savrulmak.

ANTALYA TURİZMİNDE KİMLİK SORUNU

Günümüzde turizm endüstrisinin tüm dünya çapında önlenemeyen yükselişi sürmektedir. Gerçekleşmekte olan bu ivme karşısında her ülkenin sektörü büyüteç altına alarak "biz kendi imkanlarımızla turizmde neler yapabiliriz" diye çalışmakta olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Turizm potansiyeli olmayan ülkelerin bile bu konuyu gündemlerine alarak "yabancı uzmanlar desteği" ile hızla yol kat etme eylemlerinde sansasyonel başarılar elde edilebilmektedir. Zira, turizm sosyal ve ekonomik yaşamın bir kesitidir ve insanlara beğendirme kapasiteniz olan geliştirebildiğiniz her ürünün de teorik olarak satılabilme şansı bulunmaktadır.

Önemli olan bu arz-talep ortamını akıllıca oluşturarak ürününüzü olabildiğince değerlendirmeyi gerçek hayatta sınamaktır. Teorik ürününüz, pratikte ve gerçek hayatta da yerini buluyorsa artık önünüz açıktır. Siz de artık turizm endüstrisinin bir parçası olarak dengeleri bozmadığınız sürece gelişmekte olan bu pastadan payınızı alabilirsiniz. Bu konuda yakın ve çarpıcı bir örnek Dubai'dir. Çöl ortasındaki gelişmemiş bir kentin çok kısa zamanda Dünyanın dikkatini çeken bir turizm merkezi haline gelmesi herkese parmak ısırtmakta. Fakat işin ilginç yönü, turizmin inceliklerini bilmeyen ve işin en kolayı olan taklitçilikten medet umanların bu gelişmeyi örnek alarak "klonlama" eğilimine girmeleridir. Bir İstanbul veya Antalya'nın örneğe ve taklide hiçbir zaman ihtiyacı yoktur. Onların çekiciliklerinin kendi özgün karakterlerinin modern bir ürün haline getirilebilmesi ile sağlanabileceği bilinmeli ve idrak edilmelidir.

Kleopatra'nın ziyaretlerini bir yana koyarsak Antalya turizminin 1980'lerde başlayan ve henüz 25 yılı geçmeyen bir ekonomik tarihi var. Ancak 1985 ile 1990 arasında hızla toparlanmaya başlayan turizm atılımlarında da bu dönem ilk öne çıkan yöre Alanya olmuştur. Daha sonra hemen arkadan gelişmeye başlayan Side ve Kemer yöreleri ile birlikte Antalya Kenti de yakın çevresinde Belek ve Lara gibi merkezleri kazanmaya başlamıştır. Bu alt-yörelerin her birinin kendine özgü özellikleri ve çekicilikleri var. Fakat tüketici gözü ile bakıldığında, bunlar büyük mağazanın birer reyonu görünümündedir. Zira, tüketici ayakkabı almak için ayakkabıcıya değil, mağazaya gelmekte ve dilediği reyona geçmektedir. Ürün otel veya yöre değil, bölgenin bütünüdür.

Bu ekonomik ve psikolojik gerçek dikkate alındığında ortaya önemli bir gerçek çıkıyor. Turistik Antalya Mağazası'nın kimliği ve organizasyonu nedir ve nerededir? Turistler Kemer oteline veya Side'ye değil, psikolojik imaj ve ürün olarak Antalya'ya geldiğine göre, bunun altının doldurulması gerekmez mi? Gelişmeler paralelinde bu konuda büyük bir organizasyon altyapısı eksikliği oluşmuş durumdadır. Bu durumun üstyapıya yansıması da kendisini yöresel örgütlenmelerin hayret verici kopukluğunda kanıtlamaktadır. Alt-sektörlerin bir araya gelemeyişi yasal statü ve/veya rekabet ortamından kaynaklanabilir ve bu doğaldır. Fakat Antalya'nın tanıtımı ve pazarlama etkinliklerinin bugün her yörenin kendi içinde yürütülmeye çalışılması ve hatta her yörenin fuarlara kendi adına katılması, profesyonel bakış açısı ile hiç de kabul edilebilecek bir durum değildir.

Sonuç olarak, örgütlenme açısından Antalya'nın bütününe bakılarak bir uzay fotoğrafı çekildiğinde, ortada renkli bir mozayik parselleri görülebilir ama Antalya'nın bütünü yoktur. Üstelik, bu resim içindeki yerel lekeler tamamen kıyı kesimine kümelenmiş ve belki ilin toplam alanının ancak %10'unu kapsamaktadır. Peki, bu durumda Antalya ürününün imajını kim oluşturacak ve uluslararası pazarlama modellerini ve etkinliklerini kim ve nasıl geliştirecek? Ayrılmaz havza niteliğindeki Burdur-Isparta potansiyelini kim ve nasıl devreye sokacak? Dahası, endüstriyel ilişkileri değerlendirerek geleceğe dönük sektörel planlama tasarımlarını ve hedeflerini kim çalışacak? Tüm bu sorular halen cevapsız durumdadır ve Antalya turizminin içine düştüğü sorunların çok büyük kısmı da bu eksiklikten kaynaklanmaktadır. Birlik olmayan yerde güçsüzlük doğmakta ve her yörenin sorunlarını dar ve kısır bir şekilde "kendi içinde" çözmek gayretleri içinde kan kaybedilmektedir.

Bu arada, Antalya kimdir? Reyonlar elinden geldiğince piyasada hizmet vermekte ve bir turizm ekonomisi de yuvarlanıp gitmektedir. Yıllarca bu böyle bilinmiş ve işlemiş, alternatifi de hiç gündeme bile gelmemiştir. Bir Antalya ambleminin profesyonelce çalışılması ve üretildikten sonra genel kabul görmesi bile yerel bir sorun halindeyken Antalya, dünya pazarlarında nasıl tutunacak ve yükselecektir? Dünya Kenti hayalleri ne şekilde gerçekleşebilme şansı bulabilecektir? Tüm bu soruların cevabını verebilmek için, tek bir çıkar yol vardır o da zihniyet değiştirmektir. Bu güne kadar köy veya mahalle pazarı modeli ile her yörenin kendi reyonunu sergilediği bir Antalya görünümünden ve uygulamasından bilinçli olarak vazgeçilerek çağın ve endüstrinin gereklerine uygun bir yapılaşma içine en kısa yoldan girilmelidir. Reyonların potansiyelleri ve ürünlerinin akıllıca ve profesyonelce bir araya getirildiği, herkesin yararına uygun bir modern mağaza ortamı oluşturularak piyasanın gereklerine göre Antalya kendini toparlamalı ve yenilemelidir.

Bunu başarabilmek için de sakın hemen akla gelebilecek olan Antalya Kenti'ne şanlı bir imaj yapı yaparak içine de Antalya Turizm Örgütü'nü yerleştirmek gibi düşüncelere kapılmayalım. Bilişim çağında örgütler artık sanal ortamda en etkili hizmetleri fazlasıyla yerine getirebilmektedirler. Gerekli olan, ihtiyacı görerek ve asgari müştereklerde buluşan prensipleri belirleyerek işleyebilecek bir örgütlenme modelini hızla harekete geçirebilmektir. Yükselmeye devam edecek olan turizm endüstrisinde Antalya henüz yolun başındadır ve önünde kendisine mal edebileceği büyük kazanımlar bulunmaktadır. Belirsiz olan yol ve yöntem konusudur.

Antalya inisiyatifinin en kısa sürede vermesi gereken karar ile turizmden sağlayabileceği yararların randımanı ve dolayısı ile hacmi belirlenecektir. Ya "Pazarcılar Odası" şeklinde kendimize çeki-düzen verebileceğiz ve etkinliğimizi artıracağız ya da mevcut kopukluklar içinde Pazar etkinliğimizi sağlayamayarak önümüze düşen paya münferiden razı olacağız. Bu konuda bir üçüncü seçenek yoktur.

Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:

Sayfayı
Yazdır Kaydet
kapat


www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net