TÜRKİYE TURİZMİNDE PLANLAMA İHTİYACI
Zafer Cengiz Turizm Uzmanı - İşletmeci
zafer@cengiz.gen.tr
10-10.12.2005
Türkiye turizmi bugün için belirgin bir gelişim kaydetmiş olarak
dikkatleri üzerine çekiyor, ancak içinde bulunduğumuz kritik
dönemde, önümüzde cevaplanması gereken iki önemli soru mevcuttur:
1) Türkiye Turizmi mevcut potansiyelinin ne kadarını hangi
randımanla kullanabilmektedir?
2) Geleceğe dönük gelişim sürecinde aşılması gereken darboğazlar
ve stratejiler nelerdir?
Bu dönem bir anlamda yol ayırımı niteliğindedir. Zira, ülke
turizminin katettiği mevcut gelişmenin sağlıksız zeminlerde
gerçekleşmesi ile önemli sorunlarla karşılaşıldığı, artık bariz bir
şekilde su yüzüne çıkmıştır. Bugün için karar verilmesi gereken
husus, bundan sonra büyümesine kuşkusuz olarak devam edecek olan
turizm endüstrimizin "sağlığına kavuşabilmesi" konusunda alınabilecek
önlemler üzerinde somut çalışmalar yapılması (veya) yapılamayacağı
üzerinedir.
Elden geldiğince yapılabilecek her türlü rehabilitasyon çalışması,
yerine oturabildiği sürece bundan sonraki endüstri randımanına
katlanarak katkı koyacaktır. Bu noktada, turizmin meşhur
"çarpan etkisi" ile elde edilebilecek kazanımları, tüm ülke
ekonomisine ve Anadolu sathına yüksek bir istihdam oranı ile
dağıtabileceğine özel bir dikkat çekmekte yarar var. Yakın gelecekte
ciddi tedbirler alınamadan devam edecek büyüme alternatifinde ise
hem bünyesel hastalıklar sonucunda ciddi randıman düşüklükleri
gündemden düşmeyecek hem de bunların telafisi gitgide daha güç hale
gelecektir. Yapılmasında büyük yarar olan işlem, basit bir "check-up"
ve konsültasyon sonucunda devreye sokulabilecek "teşhis-tedavi"
önlemleridir. Bunun da pratik olarak gerçekleştirilmesi
"Turizm Master Planı" kavramının işletilebilmesi ile birebir
özdeştir.
İdeal mekanizmada ve özünde; PLANLAMA > YATIRIM > PAZARLAMA sürecinin
piyasa işlerliğinde birbiri ile etkileşimli olarak potansiyel ve talep
ile uyumlu ve sürekli olarak bir "denge" içerisinde tutulması temel
ihtiyaçtır. Bunun yapılabilmesi için etkili araç olarak devreye
sokulması gereken 4. bir süreç de "AR-GE" faktörüdür. Turizm
endüstrisi gibi çok sektörlü ve karmaşık bir yapısal işleyiş içinde
"Araştırma-Geliştirme" unsurunun kullanılmaması ile ölçümlemeden
yoksun bir sürece girilmesi sonucu dengelerin şaşması, işten bile
değildir. Zaten mevcut pratiklerde de karşılaşılan hastalıkların
"neden-sonuç" ilişkisi sürekli olarak bu noktadan kaynaklanmakta.
Serbest piyasa ekonomisi piyasasında, söz konusu sürecin kendi
dengesini kendi içinde oluşturması beklenir. Fakat burada dikkat
edilmesi gereken önemli bir husus, tüm endüstri içindeki ticari
firmaların ideal şartlarda cirolarının %5-10 gibi bölümlerini
Ar-Ge'ye ayırarak "önlerini bilinçli olarak görebilme"
kabiliyetlerini kazanmaları (doğal olarak) var sayılmaktadır.
Ülkemizde yaygın bir huy olarak, özellikle firmalar ölçeğinde
"bilimsel araştırma harcamalarına tamah etmemek" gibi bir olgunun
gerçekliği karşısında, turizmde "makro planlama" daha da önem
kazanmaktadır.
Teorik ve ideal mekanizmaya kısaca değinmiş olarak şimdi piyasada
olan-biten sürece özetle bir göz atmakta yarar var. Türkiye'de
turizmin gündeme gelmeye başladığı 1970'lerde devlet konuya el atarak
yabancı uzmanların da desteği ile özgün "turizm planlaması"
faaliyetlerini başlatıyor. Fakat bu yeni kavrama yatırımcıların sıcak
bakmaması sonucunda 10-15 yıl hiç yol alınamıyor. 1980'li yıllarda
Özal dönemi teşvikleri ile kamçılanarak harekete geçen gelişmeler,
herkese parmak ısırtacak ölçüde atılımlar yaratıyor ve Türkiye dünya
çapında "hamle rekorları" kırıyor. Bu arada hızla turizmin 1. Ligine
yükselen ülke turizminin, hem hızlı gelişim sürecinde kolayca gündem
dışı kalıveren planlama yokluğundan gözleri kararıveriyor, hem de
çeşmeleri kısılan teşvikler sonucunda nefesi kesiliyor. Bu çıplak
tablo ise bize kolayca "kondisyonsuz sporcu" karakterimizi
hatırlatıyor.
Ülkesel ve bölgesel tanıtma konularında, son gelişmeler karşısında
varmış olduğumuz tablo ise yine kuşkular ve sorularla doludur. Rakip
ülkelerin uyguladıkları ve uzmanların tavsiyesi olan "gelirin
%2'sinin tanıtıma ayrılması" reçetesi karşısında, %50 artmış olarak
2006 yılı için ayrılan bütçemiz olan 40 milyon $, söz konusu rayicin
sekizde biri oranında kalıyor. Ayrıca, bugün için net bir şekilde
başarısızlığı açığa çıkan "bölgesel tanıtma" unsuru, endüstrinin
çağdaş bir yapıda örgütlenemeyerek gerekli finans ve organizasyonu
sağlayamaması karşısında, çok etkisiz bir düzeydedir. En etkili
pazarlama ajanı olan tur operatörleri ise istikrarsız ilişkiler
içerisinde ve adeta cambazlık ile ifade edilebilecek ticari
kabiliyetler sayesinde faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktadır.
Aslında tüm bu çarpık ve sağlıksız göstergeler hiç de yeni değildir.
Mevcut gelişmelerin, yıllardır bu dengesizlikler içerisinden başarı
ile kotarılabilmiş kazançlar olduğu, su götürmez bir gerçektir. İşte
bu noktada net bir şekilde akıllara düşüveren basit soru "dengelerine
oturabilecek bir turizm endüstrisinin ülkeye neler
kazandırabileceği"dir.
Yukarıda basit olarak açıklanan süreç unsurları itibariyle
"Planlama"nın kullanılmadığı, "Yatırım" ın hasbelkader geliştiği,
"Pazarlama"nın etkin olamadığı ve "Araştırma-Geliştirme"
kaabiliyetlerinin hiç devreye sokulamadığı bir modelde, daha iyisi
can sağlığıdır. Bir anlamda, bu ilişkiler içinde bu noktaya
gelinebilmiş olunmasına "şükretmek" gerekmektedir. Yakın geçmişten
gerekli dersleri de çıkartarak içine girilmesini şiddetle tavsiye
edeceğimiz "toparlanma süreci" için gereken başlıca unsurları, çok
kısıtlı olan bir çerçevede özetlemeye gayret edelim;
1) Turizm Devlet politikası olarak "öncelikli sektör" niteliğinde
ele alınmalıdır: Gerek endüstriyel randıman ilişkileri ve gerekse
dünya çapındaki konjektürel gelişmeleri karşısında, özel ihtimam
gösterilerek gerekli kalıcı düzenlemeler öncelikle
gerçekleştirilmelidir. Yapılacak bir acil güncel değerlendirme
sonucu olarak, eski Devlet desteği ve teşvik beklentilerinden
önce, turizm kesiminin mevcut işleyiş tıkanıklıklarını çözmeye ve
sağlıklı örgütsel işlerliğe kavuşturulması gözetilmelidir.
2) Türkiye Turizm Endüstrisi, çağdaş gereklere uygun olarak
yeniden örgütlenmelidir: Devlet ve Özel Kesim rollerinin açık bir
şekilde tariflendiği yepyeni bir model geliştirilerek işlerliğe
kavuşturulmalı. Bu yeni modelin temel yapısının "mesleki & sivil
toplum kurumları" ile "yerel yönetim" unsurları kavramlarına
dayalı olarak geliştirilerek yeni yapıdaki yetki ve sorumluluklar
ile birlikte karşılıklı ilişkiler ve görev finansman fonlarının
da birlikte düzenlenmesi esastır.
3) Çağdaş bir ürün niteliğinde olan "Bölgesel Kimlik" ön plana
çıkartılmalıdır: Bugün için açık bir şekilde kanıtlanmış olan,
ülkesel imaj içerisinde satılan ürününün tesisten önce
"bölge/yöre" olduğu gerçeği karşısında, mekansal karakteri olan
alt unsurların etkili bir şekilde örgütlenmesi ve gerekli piyasa
çalışmalarını birliktelik içinde kotarabilmeleri sağlanmalıdır.
Bölgesel etkinlik için özellikle Araştırma-Geliştirme, Planlama ve
Pazarlama konuları ağırlık kazanmalıdır.
4) Özgün olarak Bölgesel ve yerel çalışmalara dayanan ve ülkesel
olarak sentez bulan "Master Plan" Modeli geliştirilmelidir: Bugün
için kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir merkezi planlama
çalışmasının piyasanın acil ihtiyaçlarına gerekli verimlilik ve
etkinlik içinde cevap veremeyeceği gerçeğinden hareketle yapılacak
yeni düzenlemede her alt yörenin organik ve örgütsel katılımı ile
elde edilecek "bölgesel master plan" çalışma düzeni kurularak
sürekliliği sağlanmalıdır.
Bu kısıtlı makale çerçevesinde toparlamaya çalıştığımız "turizmde
planlama ihtiyacı" bakış açısı altında dile getirilen konuların
yerine oturtulması bakımından, bu günlerde detayları çalışılmakta
olan ve 2007-2013 yıllarını kapsayan IX.Kalkınma Planı kapsamında yer
almasında büyük yarar vardır. Ancak, VIII.Kalkınma Planı kapsamında
da "olmazsa olmaz" niteliğinde dile getirilmiş olan turizm master
planı yapılması kavramı karşısında, bugüne kadar ciddi bir atılım
yapıldığı da pek söylenemez. Türkiye turizminin içine girmiş olduğu
kısır döngülerden kurtularak düze çıkması ve kendisinden umulan
başarıları hakkıyla elde edebilmesi için gerekli yol-yordam-yöntem
detaylarını sürekli olarak çalışılabilecek bir ortam oluşturulması
ile sıradışı imkanlar devreye sokulabilecektir. Her türlü sorunun
yerinde ve doğru tespit edilerek getirilebilecek teşhis ve tedavi
süreci sayesinde, Türkiye turizmi gerçek benliğini bulabilecek ve
ancak bu şekilde hak ettiği yerlere erişebilecektir.
Gerekli olan basit yöntem, gerçekçi bir durum değerlendirmesi ile
sonuçta varılabilecek doğru teşhis ve tedavi sürecidir. Bunun önemli
bir göstergesi de "Turizmde ürün çeşitliliğini artıran, öncelikleri
saptayan, yerel inisiyatifin katkısını sağlayan, ülkemizdeki turizm
envanterini çıkartan ve değerlendiren, yerel tanıtım için projeler
geliştiren Turizm Master Planı, mesleki örgütlerle işbirliği
yapılarak hazırlanacaktır" özgün ifadesi ile Ak Parti Programı'nda
yerini bulmuş haldedir.
Zafer Cengiz'in Bütün yazıları:
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|