Kirlenme
Zeki Yıldırım
1987 yılı Ağustos ayıydı. Evliliğimizin ikinci gününde,
yaşamı birlikte paylaşmaya karar vermiş iki mutlu insan olarak
Alanya'ya gelmiştik. Mütevazı bir pansiyonda kalıyorduk.
Her gün sabah erkenden uyanıyor, yollara düşüyor, çevreyi
keşfediyorduk. Bir gün yolumuz Manavgat Şelalesi'ne düşmüştü.
Ne güzel bir manzaraydı, sanki rüyalar alemindeydik.
Eşimle şelalenin kenarına oturup saatlerce beyaz köpüklerin
büyülü danslarını heyecanla izlemiştik.
Sonra bir tur otobüsü ile kırk kadar turist gelmiş,
kıyı bölgelerine dağılmışlar ve inanılmaz manzarayı seyre dalmışlardı.
Ne bir satıcı vardı, ne bir alıcı. Şelale, güneş ve bu güzel
manzarayı seyreden insanlar vardı.
Yıllar sonra çeşitli nedenlerle bu doğa harikası yere defalarca gittim.
Her gidişte Manavgat Şelalesi ve çevresinin yok oluşunu üzülerek
izledim. Önceleri bol duman çıkartan mangallı piknikçiler, sonra yavaş
yavaş artan ve bu manzarayı kapatan çirkin dükkânlar oluştu. Develer
bile geldi.
Eminim ayıların korunması konusunda yasal düzenlemeler olmasa ayı ve
ayıcılar bile orada olacaklardı. İpini koparan kim varsa, buradaki
çirkin ama karlı pastadan pay alma yarışına girdiler ve bu güzelim
alanı yok ettiler. En son geçen hafta araştırma nedeniyle oradaydım,
o yerde olmaktan, bu güzel ülkenin bilgili bir insanı olarak utanç
duydum, istifra etmemek için kendimi zor zaptettim. Can çekişen
Manavgat Şelalesi ve çevresi akıl almayacak kadar kirletilmiş ve
yok edilmişti.
Yine son yıllarda ne zaman Antalya'ya gitsem ve yüksekçe bir yerden
onu seyretsem, bir zamanlar çok güzel anılarımın olduğu bu şehrin
nasıl yavaş yavaş yok edilişinin acımasız kareleriyle yüreğim burkulur.
Bir zamanların temiz, sakin, yeşilliklerle bezenmiş bu yer yüzü
cennetini, doğal coğrafik ve paleocoğrafik özellikleriyle taş yığını
halindeki Siverek'e benzetirim. En küçük bir yağmurda bile sellerin
oluştuğu güzelim Antalya şimdilerde zoraki makyajla güzelleştirilmeye
çalışılıyor. Genç güzel şehir kısa zamanda yaşlandı, kirletildi,
yüzü beton rengine dönüştürüldü ve artık hiçbir makyaj onu eski haline
getiremez. Oysa uzmanlar şehrin bu kötü gidişinin önlenmesine yönelik
ne kadar uyarılarda bulundular, ancak hiç birimiz ne yazık ki
dinlemedik. Entel korkuları dedik gülüp geçtik. Marmaris'ten, Bodrum'a
ne kadar çok örnek verilebilir, yok edilmiş doğal güzellikler üzerine.
Çevre Bilimi derslerinde en sıklıkla anlattığım konulardan biridir
çevremize karşı tutarsız ve iki yüzlü oluşumuz. Çevrenin
kirletilmesine yönelik olarak en şiddetli tepkilerin dile getirildiği
uluslarası bir çevre toplantısının öğle oturumu için dışarı
çıktığımızda, toplantıyı düzenleyen üniversitesinin merkezi ısıtma
ünitesi üzerindeki simsiyah dumanı görünce yüzümüzde garip ve acı bir
gülümseme oluşmuştu. Pek çoğumuz arabamızla yolculuk yaparken,
yediğimiz ve içtiğimiz çeşitli nesnelerin ambalajlarını dışarı atmıyor mu?
Sigara izmaritlerini yere atmayan bir aydın görebildiniz mi hiç?
Bırakın çevreye yararlı olmayı, kaçımız çevreye hiç zarar vermeden
yaşadığını iddia edebilir? Öğrencilerimin yok olan bir çevre için ne
yapmalı sorusuna en genel yanıtım, hep "Diyojen" tavrıdır.
Kirletilen, kirlenen ve yok olan sadece çevremiz mi? Değil elbet.
Bütün bunların anaforu içine girmiş olan bizler de kirlenip eriyor ve
hızlı bir şekilde kaybolma sürecine hızla yaklaşıyoruz. Son yıllarda
toplumda rastlanılan ahlak dışı olaylardaki aşırı artış, kirlenmemizin
boyutlarını gösteren en önemli göstergedirler. Şüphesiz ki çevremiz ile
birlikte gördüklerimiz ve ruhlarımız ile birlikte yaşama ait
değerlerimiz de kirleniyor. Saygı yok olurken sevgi bulutları
üzerimizde gezmiyor artık. Bu tükenmişlik içerisinde kurduğumuz
dünyalarda, kendimize taktığımız prangalarımızla kalabalıklarda
sürgün hayatı yaşıyoruz. Ne garip tanıştıktan sonra ilk sorulan
sorular işin, maaşın, etki gücün vb. ile ilgili oluyor.
Geleceğimizi kaybediyoruz, biz kaybediyoruz. Bir dosta arada bir
yazmayı çoktan unuttuk, aramadan önce ise kontür hesabı yapıyoruz.
Sonra da soruyoruz ne oluyor bize diye soruyoruz.
Kirlettiğimiz ve yok ettiğiz çevrede, bizde kaybolup gidiyoruz.
br>
Yazarla iletişim için:
zekiyildirim@kahveciyiz.biz
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net